31 Mart 2020 Salı

günler geçiyor

Uzun süredir evdeyim. Evde olabildiğim için şükrediyorum ve dışarda olmak zorunda olanlara da teşekkür ve minnet doluyum. Allah, bizim için dışarda olan ve olmak zorunda olan herkese önce sağlık sonra da kolaylık versin. 

Bugün biraz daha güneş var ne güzel. Perdeleri açtım ve gün ışığının odaya dolmasını seyrettim. Sosyal medyada ya da internette çok gezinmedim. Biraz müzik dinledim. Azıcık dışarıyı seyrettim. Bir de yoğurt yaptım :) Süt taşınca ocak battı ve yanmış süt de bir güzel yapıştı. 😅 Öyle olunca ocağı biraz daha sert bir temizleyici ile temizleyeyim dedim ama o kimyasalın kokusu baya rahatsız etti beni camı açtım hemen. Bir süre öksürttü beni koku biraz da kızdım kendime bebiş de rahatsız olduysa diye.  Şu an daha iyiyim şükür. Bir şeyleri yaparken abartmak gibi bir huyum var huyum kurusun. Kurtlu gibi bıdır bıdır... Otur totonun üstüne dimi ama yooook.

Dışarı çıkamasam da güneşin verdiği huzur bile şükür sebebim çünkü bir de hava kapalı olunca insanın gündemden şişen içi iyice kararıyor. umarım dünya insanlığa affetmeye başlamıştır.  İnsanın elini çektiği doğa büyük bir sakinlikle kendini yeniliyor bir yandan bahar geliyor. İçimize de bir an önce baharlar gelmesi dileğiyle...

Son zamanlarda mümkün olduğunca sebze yemekleri ve sülfürlü gıdalar yapmaya çalışıyorum. Menü sebze ağırlıklı olunca eşim de yemek zorunda kalıyor.  Bu sürecin iyi taraflarından biri o açıkcası. Pırasa, kereviz ve kemik suyu gibi sağlıklı şeylere oldukça mesafeli olan kendisi baya baya yemeye başladı. Hatta kereviz ve patatesi fırında pişirdim baya güzel oldu. Tarifin özü biraz daha farklı ve adı 'kereviz bey' ama ben biraz tadil ettim :)



23 Mart 2020 Pazartesi

Korona Günlerinde Gebelik ve Ev Günlükleri

Bugünlerde herkes evde olmaktan şikayetçiyken ben pek de mızmızlanmıyorum zira evcimen bir insanım kendi kendimle vakit geçirmeyi severim. Kendimle olmak, kendime zaman ayırmak çoğu zaman iş yoğunluğu hayatın akışı ve gündelik telaşlar arasında yapmaya çabaladığım bir şeydir normalde. Şimdi ise hem çok fazla haberlere dalmamak hem de biraz olsun kafamı dağıtmak için bir şeylerle uğraşmaya daha da çaba sarf ediyorum. Hatta öyle ki zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyorum. Sabah kahvaltı ve genel rutin telaşlarımın ardından 11 gibi mutfağa giriyorum ve kendime öyle iş çıkarıyorum ki çıkışım 16.00-17.00 yi buluyor. Ya cidden benim elim çok yavaş ya da kendime iş çıkartmakta üstüme yok. Gerçi bugün amacım bir kaç günlük yemek yapmak ve daha fazla(!) yorulmamaktı. 

Çok şükür biz bu günlerde evde durabiliyor yemek yapacak malzeme bulabiliyor ve kendimize bakabiliyoruz tekrar çok şükür. Belki de bu yüzden ihtiyaçtan fazlasını fazla fazla stoklamak konusunda hassasım. Herşeyden elli tane almak yerine elimdekini en fazla fayda ile nasıl kullanabilirim diye düşünüyorum. Sosyal medya da bir annenin göz yaşlarına şahit oldum; marketten video çekmişti, ‘bir seferde onlarca bebek bezi alacak maddi gücüm olmadığı için tek tek alıyorum ancak marketlerde bez kalmamış hepsi satın alınmış...’ diyordu. Her ne kadar sosyal medyada  yer alan bir çok şeyin doğruluğuna şüpheli yaklaşsam da böyle bir durumun olması gayet olası ve bence tamamen samimiydi L

 Allah zor durumda olan herkese kolaylık versin. Virüsten çok işsiz kalmaktan korkan ve çalışmak zorunda olan ya da mecburen görevleri başında olan herkese kolaylıklar diliyorum. Tam da bu yüzden evden çıkmak zorunlu olmadıkça bunu yapmamak lazım ki herkesin işini kolaylaştıralım. Kolay değil belki ama bu durumun hafife alınacak kadar basit olmadığını, ülkelerin tecrübelerine bakarak ve korku filmi içeriği gibi ilerleyen vaka sayılarından görebiliriz.  Umursamayan herkese ben de elbette öfkeliyim bu bireysel bir konu değil çünkü koca bir topluma karşı sorumlusunuz. Bu konuda vaka sayısı ya da sinir bozucu şeyleri bir de burdan yazmamak için sadece hassasiyetlerimi dile getirmeye çalışıyorum.

Bahsettiğim üzere bu günlerde kafayı haberlerle bozmamak ve ruh sağlığım için kendimi meşgul tutmakla, fazla yormak arasındaki çizgiyi tam tutturamamış olabilirim. Bencillik etmeden bana emanet edileni de düşünerek davranmaya özen göstermeliyim.  Mümkün olduğunca sebze ağırlıklı beslenmeye sülfürlü gıdalar tüketerek bağışıklığımı kuvvetli tutmaya çalışıyorum.  Tabi ki bu süreci yaşayan bir çok gebe gibi ben de oldukça tedirginim. Kendimi koruyup kollarken kaygı düzeyim de yüksek. Ee tabi stress da iyi bir şey değil bu dönem için... O yüzden dediğim gibi bir şekilde kendime haber alma sınırı koyuyorum. Bir de benimle aynı durumda olan yakın bir arkadaşımla iletişimdeyim ki, birbirimizi daha iyi anlayalım. İşin aslı hamilelik sürecimi böyle düşünmemiştim elbette. Belki nazlanacak ve isteklerimi sıralayacaktım hayallerimde ama tabi ki olsun Allah korusun, saklasın diyerek buna da şükrediyorum. Varsın gecenin yarısı eşimi market market gezmek zorunda bırakmayayım. 😏 Bazı şeylerin lüks ve ötesi olduğu günler yaşıyoruz. 😔

Sağlık olsun da her şey olur ifadeleri tam da karşılığını buluyor bu günlerde. 

Bir de bu süreçte kitap okuyorum özellikle akşam 21.00 den sonra çok elzem değilse telefona, bilgisayara bakmamaya çalışıyorum ki vücut uykuya hazırlansın beyaz ışığa maruz kalmasın. Bu saatten sonra da kitap okumaya çalışıyorum tabi yapabilirsem.  Bir kere de lego yaptım.

Bunlar da geçen günden kalma eserlerim;



Tabi içinden çıkan bir kılavuz vardı ama ilk deneme için fena sayılmazlar sanki. 

Güzel kitap ve film önerileri araştırmasındayım şimdilik.

sağlıklı ve huzurlu günlere inşallah.


22 Mart 2020 Pazar

serüven başlayalı bir kaç ay oldu

Blogun adı gibi maviliğin enginliği ile feraha ermek istiyoruz her birimiz bu günlerde. Dünya karışık, hisler karışık bir tarafta endişe ve kaygının kalıcı olabilecek hasarları, diğer tarafta gamsızlık ve düşüncesizliğin ortaya çıkarmasından korkulan felaket senaryoları ve öfke...

Her ne kadar kendimi buna kaptırmamaya çalışsam da, marketten eşimin aldığı her şeyi önce balkona koymak sonra dolaba girecek olanları sirkeli suyla hatta sabunla temizlemek, poşetli gelen suların dışındaki plastik ambalaja çamaşır sulu karışımdan sıkmak sonra şişeleri açmadan önce bir daha dış yüzeleri akan su altında sirkeli karışımla yıkamak... 😐 Bu süreç hayırlısıyla geçtiğinde iz olarak takıntı ya da elleri sık sık temiz tutmaya çalışmaktan egzama gibi hastalıları bırakacak gibi görünüyor.  Normalde de kaygı düzeyi çabuk artabilen biri için pek de kolay olmadığı bir gerçek.

21 Mart ekinoksu ve bahar gelişinin kutlandığı eski geleneksel bir kutlama olan nevruzla birlikte bir de Miraç kandiliydi. Tüm bunların güzel enerjisiyle bahar gibi huzurlu mis gibi günler bizimle olsun sağlık yanı başımızdan hiç ayrılmasın inşallah.

Son yayından bu yana en azından kendime sözümü tutup biraz legolarla haşır neşir oldum. bir minik kepçe ve kurbağa bile yaptım :)

Dediğim gibi hem bu günden hem de serüvenimden bahsetmek istiyorum.

Gelelim benim serüvenime çok da detaya girmeden ilk zamanları özetlemeye çalışacağım; başlayalı henüz bir kaç ay oldu ve inşallah önümüzde de yolumuz var.  Ne yalan söyleyeyim regl düzeni her zaman tıkır tıkır olan ve bu konuda hazırlıklı olabilen bir insan olmadım pek. Hatta bazen bir kaç ay regl olamadığım olurdu. Zamanında lise ve üniversitede bunun için doğum kontrol hapları da kullandım doktorların reçetesiyle.
Bir çocuk dünyaya getirmenin (çocuk sahibi olma ifadesini pek sevmiyorum çünkü bir sahiplik ya da üstünlük gibi bir anlam ifade ettiğini düşünüyorum) sorumluluğunu almaya karar verdiğimizde biraz beklememiz ve sabırlı olmamız gerekti. Hatta yıllarca regl olamadığı için üzülen ben bu sefer regl olduğumda ağlamaklı olur oldum.  Hayat... 

Karnımda ağrılar ve kramplar başladığında hadi bakalım bu ayda olmadı diye düşünmeye başladım zira regl sancısının aynısıydı çektiğim. Ancak ağrı sızı olmakla birlikte başlamamıştı ve kendisinden haber de yoktu. Zaten düzenli olmayan regl döngüm için başka bir duruma çok da ihtimal vermeden beklemeye karar verdim. Bu süre zarfında yine azıcık da olsa umutsuzluğa kapılmadım değil.
Taa ki oldukça yoğun ve bunaltılı iş günleri ardından bir akşam arkadaşlarımla dışarı çıkıncaya kadar. Eczaneye vitamin almaya gittiğimde bir anlık kararla bir de gebelik testi isteyip, dayanamayıp yapmaya karar verdim. Dışarda bir umumi tuvaletteydim. Eve gitmeyi niye beklemedim ki diye düşünürken en azından dışardayım arkadaşlarımlayım bu konuya çok odaklanmam ve üzülmeye fırsat vermeden kafam dağılır diye düşündüm. Testin sonucuna bakmıyordum bile çünkü pek ihtimal vermiyordum ama çift çizgi görünmüştü. O an ne hissettiğimi tam bilmiyorum ama sanki bir yandan da içime doğmuştu ( insan her zaman umut ediyor tabi içten içe) garip çelişkili hislerdi. İçimde hoplayıp zıpalama ve heyecanla bağırma isteği vardı. Evde değildim, dışarda masada arkadaşlarım bekliyordu ve hiç bir şeyden haberleri yoktu. WC kabininde saçma sapan dans etmeye, kendi kendime inanamıyorum diyerek gülmeye başladım.😇 Ben kabinden çıktığımda beni gören teyzeye baya sarılmak istesem de kendimi bir şekilde tuttum.
Sürecim böyle başladı çok şükür.

Karnımda ve kasıklarımda sancı ve ağrılar bir kaç hafa devam etti önce baya endişelensem de sonra bunun normal olduğunu hem doktora gittiğimde hem de okuduğum kaynaklarda öğrendim. Ancak her kasılma da yine de korkuyordum. Mide bulantısı ise pek yoktu ama ilerleyen günlerde mutfaktan geldiğini düşündüğüm yoğun koku beni baya uğraştırdı eşime ise bana tost yapma mecburiyeti getirdi. 

Bu süreçten önce düzenli meditasyon yapmaya başlamış, omega 3 desteği alıp arada propolis içerek ve sağlıklı beslenme adına bir takım işlere soyunarak belki de sürece yardımcı olmuştum. Ancak içtenlikle dürüst olmak gerekirse artık yorulmaya başlayıp biraz teslim olmaya karar verip kendi yönetemediğim şeyleri kontrol etmeye çalışmadan biraz vazgeçmekle ve akşını seyretmekti belki de en büyük etken.

Allah bu süreçte olan ve bu süreçte olmak isteyen herkese yardımcı olsun, hepimizi korusun kollasın inşallah. 😊





19 Mart 2020 Perşembe

merhaba diyerek...

Uzun zaman oldu yazmayalı halbuki yeni yıl hedeflerimden biri de, en azından ayda bir yazı yazmaktı. Çünkü yazmanın ruhuma ne kadar iyi geldiğini biliyorum. Aslında belli ki tam da bu yüzden yazma isteği şu günlerde daha da gün yüzüne çıktı.

Anlatılacak pek çok şey var; dertleşilecek, gülümsenecek ancak gündemimiz her şeyi bir anda geride bıraktı. Günlük rutinimizi, günlük dertlerimizi allak bullak etti. Durdurdu, düşündürdü, kaygılandırdı.

Bir taraftan tarihe şahitlik ettiğimizin farkında olup bir şeyler yazmak istiyorum bir taraftan çok çok özel bir dönemi de es geçmemek istesem de yeteri kadar hakkını veremiyorum gibi hissediyorum. Bu nedenle ikisini de tek bir alanda toplayıp yazmak istedim.

Uzun zaman oldu buralarda gezip, başka hayatların penceresinden bakmayalı. İlk yaptığım şey uzun zamandır blog yazan Handan'ın yazılarını okumak oldu. Burada instagram gibi etiket durumu var mı bilemiyorum bu konuda çok iyiyim diyemem :) ama 'metebilge.blogpot.com' ve bir kaç tane daha farklı blogun yazarı kendisi.

Sonra yavaş yavaş daha önce takip ettiğim tüm bloglara göz gezdirmeye başladım daha önce açtığım blogum 'masalkahramanidegilsinki.blogspot.com' dan takip ettiğim kişileri okudum ve bu gerçekten de iyi geldi.

Şu dönemde bence gerçekten ihtiyacımız olan şey; birbirimizi anlamak, dinlemek, empati kurmak, bencillikten uzak olup tüm insanlığı düşünerek davranmak. Bu virüsün tüm insanlığa verdiği dersler var. Dünyayı gerçekten hor kullandık kaynakları tükettik. Doğaya saygı duymadık. Hayvanları koruyamadık onlara gereken saygıyı gösteremedik. Çocuklar ah çocuklar çok fazla acı gördüler son yıllarda ve bir arkadaşımın söylediği gibi tüm dünya virüsten kırılırken virüsün çocuklara zarar vermiyor olması da başka bir mesaj bence de.

Nazım Hikmet'in bir şiirine rastladım sosyal medyada ve umut doldum 'Mesaj' adındaki şiiri bu vesileyle okumanızı tavsiye ederim.

Bugünlerde evde kalma imkanım olduğu için bunu anlamlı biçimde değerlendirmeye çalışıyorum. Kendime bir liste yapmıştım ancak listenin birçok kalemini uygulayamadım tabi. Daha ziyade yemek yapmak ve temizlik yapmak, evdeki çamaşırları 60' de yıkamak bulaşıkları ise 70' de yıkamak gibi  alışkanlıklar edindim. Sürekli el yıkamak ve kolonyalamak da rutin haline geldi. Tek dileğim sağlık ve huzur çünkü bunlardan öte zenginlik ve mutluluk olmadığını yine yeniden görüyoruz.

Şimdilik imkanım olursa, lego yapmak, boyama yapmak (baya baya çocuk gibi boyama faaliyeti :)) ve  yapboza başlamak gibi normalde yapmadığım şeyleri yapmak istiyorum. Çocukken legom yoktu, nedenini bilmiyorum belki erkek çocuklara özgü diye düşünülüyordu. Yetişkinliğimde ise bu açığı kapatmak için hayli bekledim şimdi tam sırası :)
😇

Görüşmek dileğiyle, sağlıcakla