gebelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gebelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ağustos 2020 Pazar

Hamilelik Sürecinden Notlar ve Güncel Durumlar

 Günler günlerin ardında geçip gidiyor haftanın sonu gelmiş bile. Bu hafta hem hızlı hem de yavaş geçti diyebilirim. Pazartesi ve salı akşamı biraz yürüyüşe çıkmak baya iyi geldi hem yürümek rahatlatıyor hem de nefes aldırıyor yürüdükçe daha zor nefes alsam da. Çarşamba akşamı görece yine tansiyonum yükseldiği için perşembe günü öğleden sonra kan tahlili yaptırdık. Dün akşam da doktorumla konuştuk yarın kontrole gideceğiz. Miniğim mi heyecan yapıyor ben mi bilmiyorum ama dikkatli olmakta fayda var elbette. Bu hafta böylece bitti bile ara ara arkadaşlarım aradılar sağ olsunlar hal hatır sordular. Hamile olduğumu öğrendiğimden çok içten ve kalpten dua ettiğim bir arkadaşım vardı onun hamilelik haberini aldım ve gerçekten çok sevindim. Biraz onunla konuştuk. bu ara sık sık İngilterede yaşayan dostumla görüşüyoruz saolsun ilgili alakalı ama bazen öyle bir konuya giriyoruz ya da giremiyoruz ki cidden muhabbetimiz zorlanıyor :) 

Hamilelikte büyük bir yolu geride bıraktım düşündüm de hem kendime hatıra hem de belki ilerde bir kinin bile işine yarayabilecek bilgiler varsa yazıya dökmekte fayda var. Şimdi biraz onları toparlayayım. 

Şöyle ki;

 -ilk aylar zaten oldukça heyecanlı ve kritik zamanın dolması için gün saydığım ve biraz da cinsiyeti nedir aman her şey yolunda mı diye endişe ettiğim zamanlardı. Bu dönemde kokuya çok hassastım ve midemi rahatlatan şeyler başında --> beyaz leblebi, çubuk kraker ve yağsız tost geliyordu.

-Çok fazla kitaba, bilgiye boğulmasam da beğendiğim kitaplar ve youtube kanalları oldu--> Bebeğinizi Beklerken Sizi Neler Bekler 📚 , Dr Banu Çiftçi'nin Hamilelik kitabı ve youtube sayfası ve bazen ara ara incelediğim Ayşe Öner'in kitabı ve youtube sayfaları annee tv

-Kıyafete ve eşyaya en azından kendim için çok para harcamadım çok eşya da almadım. En rahat ettiğim şey elbiseydi zaten. Çoğunlukla evde olduğumdan ve sıcaklarda geçirdiğim için hem göbeğimi rahat ettirdi hem de beni sıkmamış oldu. 3-4 tane elbisem var hepsi LCW den alındı fiyatları gayet uygun ve bu dönem için de yeterli bence. Bir adet şort,tayt vb ve 4-5 t-shirt ile de doktor randevusu vs halledebildim. O nedenle çok para harcamadan ama rahatlığımı da ön plana alarak elbise ile zaman geçirmiş olmaktan memnunun. Bu dönem en çok ihtiyaç olan elzem şey iç çamaşırı bence. Rahat ve temiz içerikli yani naylon değil pamuklu olması önemli. Temiz içerikli deyince; zaten çok makyaj yapan çok kozmetiği olan bir insan değildim işe de gitmeyince pek ihtiyacım olmadı. Mümkün olduğunca içinde paraben vs olmayan şeyler kullandım özellikle şampuan için. Bir tane zeytinyağlı şampuan yine SLS paraben vs olmayan bir tane de daha önce eczaneden aldığım phyto diye bir şampuan bitirdim sayılır gayet yetti bence. Oje vs hiç sürmedim bir kere heves ettim o da bir gün filan kaldı sanırım. (Ama şunu da ekleyeyim ki son aylarda saç dökülmem nihayet durdu çok şükür çünkü cidden can sıkıcıydı. Tırnaklarsa daha hızlı uzuyor bu da hamileliğin başka bir etkisi.) Sabun zaten kaorona malum beyaz sabun ve sık sık duş alma el yıkama şeklinde kalıp kalıp bitti.

-Çatlak kremi vs çok özenmedim ama doktorum mustela'nın kremini vermişti onu arada sürdüm. Ama asıl sevdiğim şey vazelin kıvamında olan bio oil ürünüydü. Onu geçen yaz almıştım. Bu yıl açtım ve kullandım bitirdim sayılır. Bu ürünü İngiltere'de okurken evinde kaldığım Wendy'den öğrenmiştim çatlak ve lekeler için temiz içerikli bir ürün. Şimdi kullanmak nasipmiş.

-Doktorun verdiği takviyeler (omega-3, kalsiyum, magnezyum,demir vb.) yanında mümkünse ceviz ve badem yemeğe çalıştım ama bunları suda bekletip tüketmek ve çiğden yemek çok daha mühim en pek yapmadım ama yapmak daha iyi bir yöntem. Kabızlık şikayeti ise gerçekten bazen göz yaşı döktürebiliyor benim çözümüm erik kompostosu oldu. Daha doğrusu çok şükür bahçemizde yetişen erikleri geçen yıl dondurucuya bütün halinde atmış annem. Onları sadece su ekleyerek haşladım ve suyunu içtim çok şükür iyi gelmişti. Ancak şeker sınırda çıkınca erik suyu rafa kalktı ama soğuk soğuk ekşi ekşi iyi oluyordu. Bol bol su içmeye çalıştım bazen ihmal etsem de sıcakların tavan yaptığı zamanlar her daim üşüyen ben camlar açık yatmaya ve bol bol soğuk su içmeye de alıştım.

- Pandemi dönemi nedeniyle ne bir şeye aşermeyi gözüm yedi ne de nefsim yenildi diyelim çünkü korku> nefis oldu biraz. Canım ilk erik çektiğinde ilk ilk zamanlar, erik henüz çıkmamıştı marketten erik turşusu almıştık ama sonra mevsim gereği erik sofraya düşünce tadını çıkarttım. bir kere de subway sandwichi çekti canım ama dışardan yemek yemeyi gözüm yemiyor. Eşim gidip sadece boş ekmeğini almıştı. Yine de bir şey şeyi evde ikame ederek geçirdim. Canım tatlı istediyse tahin pekmez vs yedim simit çektiyse susamlı bir şey ve bunun gibi alternatifler. Diyeceğim o ki ejderha meyvesi isterim diye gece 2 de kimseyi uyandıramadım :) şaka bir yana olmazsa olmaz bir şey çekmedi galiba canım. Ama bu dönemde alıştım şeylerden biri ekmek oldu bir de wasa. Bir de tuzlu lor peyniri favorim oldu valla. Ama her markanın ki değil İzmir de öğrendiğim ve lokal bir marka. Biraz yanımda getirmiştim kıyamayıp yemiyorum o derece. 

-Çok söylendiğim zaman zaman kavga ettiğim hamilelik yastığı-ki onu da ablamdan aldım o da başka bir arkadaşından almıştı sanırım- şu an dostum olmaya çok yakın son bir iki haftadır uyurken o da uyuyabilirsem sırtımı desteklediği için sırt üstü yatmamı engelliyor bu da bebek ve benim için daha sağlıklı bir yatış pozisyonu sağlıyor. Ayrıca çok dönmemi ya da yüz üstü yatmamı da engelliyor. Gerçi azıcık karnımın üstüne yatınca farkında olmasam da bir rahatsızlık hissi ile mecburen düzeltiyorum.

-İkinci trimesterda baya enerjik ve kıpır kıpırdım tüm gün evde temizlik, yemek, kendime iş çıkartma konusunda baya balerina cif gibiydim ama şimdi ayakta durmak, sıcakta yemek yapmak vs oldukça zorlar oldu. İçimden de gelmiyor halim de olmuyor o nedenle dışardan yardım eşin yemek yapması annenin yemek göndermesi vs çok çok iyi oluyor ki bende bu seçenekler çok sık karşıma çıkmıyor. Bu yüzden buzluğa yemek yapıp atmak veya hazırda hemen yemeğe dönüştürülebilecek şeyler tutmak baya önemliymiş onu da anladım. Yapın, yaptırın atın buzluğa. 

-Bebişe de çok kıyafet vs almadım saolsun ablamın verdikleri vardı. Bir çok şeyi ondan temin ettim zaten bence gayet de mantıklı. Elbette özenilen ilk kez alınmak istenenler oluyor ama bence kullanılır durumdaki eşyaları çevreden almak da gayet mantıklı ve ekonomik. Bir iki tane yenidoğan eşyası yetecektir diye umut ediyorum onları da aldım zaten. Onun dışında aklıma yatan anne yanı yatak ve bir de ana kucağı oldu. Ana kucağını eyere konulan alçaklardan değilde görece daha büyük tekerlekli biraz yatağımsı bir şey aldım ki odadan odaya geçirebileyim ve hem bebeği hem de ana kucağını taşımak zorunda kalmayım tekerleklerle sürükleyim. Bakalım hayırlısı.  

-Bu dönemde yani hem hamilelik hem pandemi döneminde akıl sağlığını korumak baya önemli ve zor açıkcası. Ben daha fazla kitap okusaydım diyorum pek de verimli kullanamadım ama storty tel den faydalandım biraz. Biraz meditasyon yapmaya çalıştım nadiren de olsa biraz egzersiz hareketleri... Bunları daha düzenli yapmak eminim daha büyük fark yaratırdı ama olsun bir büyüktür sıfır diyorum. Bunaldıkça yazdım yazdım bir yerlere karaladım ve kesinlikle iyi geldi. arada arayan soran arkadaşlar da moralimi yükseltti özellikle görece yalnız bir dönem geçirdiğim için sohbete açtım ve minnet duydum.

Yazıyı biraz parçalı yazdığım için bir kısmına da ertesi ve daha ertesi gün devam ettirdim bu nedenle güncel bilgiler de mevcut. Şöyle ki dün doktor kontrolünde sınırda giden tansiyonum nedeniyle doğum tarihi ve şeklinde değişiklik olma ihtimali olduğu konuşuldu. Bu da beni biraz endişelendirdi biraz da telaşlandırdı ancak önemli olan elbette sağlık ve en optimal koşullarda en sağlıklı şekilde bebeğime kavuşmak o yüzden de nasip deyip olanları güzel karşılamaya çalışmak için kendime biraz zaman vermeliyim. Bu esnada da stres seviyesini yükseltmemek, çok yorulmamak ve tuzsuz beslenmeyi şiar edinmem lazım.

Sevgiler bizden



17 Ağustos 2020 Pazartesi

Hormonlar vs ben :)

Son iki gündür içim, kafam, ruhum bir tünelin bir kavanozun içinde sıkışmış gibi hissediyordum. Tünelin sonunda ışık olduğunu kavanozun kapağının açık olduğunu bilsem de aklım ruhum dinlemiyordu. Hafta sonu iki günde yataktan ağlayarak çıktım. Artık fizyolojik, psikolojik her türlü alanda biraz yenilmişlik duygusu tüm kalelerimin tersanelerimin yıkıldığı bir bunaltı hissi. Pandemi dönemi ve pandeminin etkileri, halen poposunda kurt var gibi gezen insanların kendi canlarından ziyade başkalarını attıkları risk, bu sürecin yaşlı, hasta, hamile ve diğer insanlara etkisi, bu düşüncesizler yüzünden dört duvar içinde nerdeyse hapis hayatı yaşamak, uyuyamamak, yürümekte zorlanmak, fiziksel manevra güçlüğü ve içinden hiç bir şey yapma isteği gelmemesi birleşimi beni o ruh haline soktu sanıyorum.

Kendi kendini yatıştırabilen ve çoğunlukla kendine sarılabilen bir insanım ama sanırım hormonların da etkisi ve doğumun da yaklaşmasının verdiği duygu değişimiyle başa çıkmakta biraz zorlandım. Cumartesi akşamı artık çaresiz kalan eşimin de önerisiyle annemlere gittik yemeğe bahçede oturduk biraz açık hava iyi geldi ama yine de içimdeki bulantı tam geçmemişti. Dün sabah yine tadsız uyandım ama gün içinde biraz eşimle iletişimde olmak biraz da arabayla da olsa dışarıda gezmek iyi geldi sanırım. akşam bir nebze ferah biraz daha geniş ve huzurlu hissettim bin şükür. Yine de cafelerde tıklım tıkış insanları görünce içimden saydırmadım değil! Herkese yasak gelsin evde kalsınlar bir tek hasta, yaşlı ve hamilelere izin verilsin çünkü bunların sorumsuzlukları yüzünden biz eve kapanmak zorunda kalıyoruz diye düşündüm ne yalan söyleyim.Bencillikse bencillik :(  Evet öfkeliyim dediğim gibi belki hormonlar belki de 5 aylık kapalı kalma durumu sonrası yaşadığım kırılma ama virüs ve etkilerini hiçe saymak başkalarının hakkına girmek beni sinirlendiriyor.

Hamilelik dönemini şaşalı, pohpohlu, sosyal iletişimli geçirmeyi bırakın görece yalnız her işime kendim koşan ve hatta naz yapmayı geçtim canım çekse bile içimde o hissi yok ederek geçirdim. Ama olsundu sağlıklı olmak her şeyden önemliydi. Şimdi belki de bu yüzden elime terliği alıp kovalamak istiyorum herkesi.

Her ne kadar hormonlar tüm bedenimi ele geçirip bir de duygularımla bir top gibi zıplata zıplata oynasalar da şununda farkındayım ki doğum yaklaştıkça daha bir heyecanlı biraz gergin ve sanırım daha da endişeli oldum. Bunların hepsi normal kabul ediliyormuş ama bir de şeker baskısı ve tansiyonun sınırda olması elimi kolumu iyice bağladı. İnsan hani çok bunaldığında bir tatlı ister ya canı ben onun kararını bile verirken vicdan, suçluluk ve hüzün halinde olduğumdan bu fizyolojik sıkıntılar da psikolojime pek yardımcı olmadı diyelim yine de şükür daha zorunu yaşayanlar var diyorum ve gönlümden geçen yapabileceğimin en iyisini yapmak elbette. Rabbim yardımcımız olsun :)

Şimdi kalkıp şekerimi ölçüp öğle yemeği yemeliyim sonra bu hafta içinde bazı şeyleri tamamlamalıyım ki yavaş yavaş hastane çantasını oluşturayım. Artık işin eğlenceli kısmından bahsetmek istiyorum. Oğlıuşun ve benim kıyafetlerimiz yıkanıp hazırlanacak, bez vs konulacak. Bir de can arkadaşımdan gelecek olan hediye "bez keseler" de adı yazacak inşallah.

Hmm birde bu dönem bana iyi gelen ve ihtiyacım olan şeyleri yazacağım bir yazı da inşallah.

Yemek yapmak ve sıcakta ayakta durmak biraz zorlaştı o nedenle destek ve önüme konan hazır yemeğin duacısı, minnettarı oluyorum. Şimdi gidip biraz enerji depolayım.

öpüjükler



3 Ağustos 2020 Pazartesi

Bayram geldi geçiyor, bebiş iyice büyüyor ve bu sefer de avokadolarla karşınızdayım

Merhaba,

Son yazdığım yazıdan bu yana atıp tuttuğum onu yemiyeceğim bunu yemeyeceğim artistliğim biraz söndü hatta süngüm oldukça düştü çünkü bayram ve ailelerle mesafeli de olsa görüşme derken yediklerimi pek de takip edemedim. Sanırım çok fazla etmek de istemedim çünkü zaten hamileliği dört duvar arasında geçirirken bir de üzerine yemek baskısı olunca tahammül de bir yere kadar gidebiliyor. Yine de çok şükür dengelemelerle idare edebilmeyi başardım. Yani umarım :)

Bayram da geldi ve geçti bile işte bugün son günü. Zaman gerçekten hemen akıp gidiyor. Bayram ziyaretleri açık havada ve bahçeli evlerde gerçekleştirildi. Abimleri uzun zamandır görmemiştim onlarla bahçede buluştuk. Yine ailenin büyük ve kardeş üyeleri ile bol bol bahçede hasbihal ettik bayram kahvaltısı yaptık. Hata kayınvalidemle bile aylar aylar sonra ilk kez karşılıklı oturup sohbet edebildik çünkü yine bahçedeydik. Buna da çok çok şükür tabii ki. Ama maalesef tatile gidenleri ve korona bitmiş gibi davrananları gördükçe hem içim ürperiyor hem de ciddi şekilde endişe ediyorum. Olan sadece umursamaz insanlara olsa yine neyse diyeceğim ama bu insanlar başkalarını enfekte edebileceklerini hiç düşünmüyorlar belli ki. Allaha emanetiz ne diyelim. Bitsin gitsin artık şu virüs de psikolojik baskılarından, histerilerden bir beraat edelim istiyorum. Dışarı çıktıysam eve gelince temizlik süreci, dışarda oturmak zorundaysam tedirginliğimin bin beş yüz kat artması, eve alınan her şeyin dezenfekte edilmesi ahh ahh bir de üstüne haberlere filan maruz kaldıysam maazallah... 
Herkes sağlıklı olsun da buna da şükür.

Bir yandan bitkiye, yeşile ve saksıya dikilecek her türlü malzemeyi gözüme kestirmeye devam ediyorum. Aşağıda görülenler avokado çekirdeğinden çıkan/çıkmaya çalışan fideler🌱 Bir tanesi daha yumurta şekilli, diğeri ise yuvarlak. Her ne kadar yaprak veren çekirdeği daha önce suya koydumsa da diğeri de oldukça inatçı çıktı bir türlü filizlenmedi ama yakındır. Sabrın sonu selamet.  Şimdiden söylemekte fayda var ki bunları toprağa ekince meyve vermeyecek zira aşılama gerekiyormuş ama ben bu halini bile çok sevdiğim için benim için yeşerip büyümesi yeterli. Avokadonun çekirdeği üzerindeki kabuğu soyup çekirdeğin yarısına gelecek kadar suya koymak ve suya tamamen düşmemesi için kürdanlarla sabitlemek ve beklemek kadar basit bir formülü var. Güneş alan bir yerde olursa sanırım daha hızlı sonuç veriyor. 
Bakması bile bana keyif veriyor açıkcası. Çocuklarla da yapılabilecek kolay ve eğlenceli bir faaliyet. Hem bir şeyin gelişmesini izlemek ve sabretmek hem de sonuçlarına keyiflenmek için. :) Küçük olan filizlenebilirse, onu da eşimin oğlu için takip ediyoruz her geldiğinde suyunu kontrol ediyor. Bu da onun için keyifli bir şey haline geliyordur umarım. 
Nanelerde ise haberler aynı, benim dikmiş olduğum kendini sarmaşık sanıyor öyle bir garip uzadı ama başka kök çıkarmadı :)🌿




İçimdeki minnak da büyüyor çok şükür. Artık kocaman bir insanım nerdeyse doğuma gideceğim halen kendimi aynada görünce idrak edemiyorum göbeğimin büyüklüğünü ve şaşırıyorum.  Hamilelik kafası gerçekten çok iyi.  Zaten bir olayı hatırlamak ya da kafa karışıklığı, beyin bunalıklığı haline alışılıyor ve normalleşiyor bir de üzerine sıcaklar ve kilolar eklenince beden ve zihin tam bir karmaşa haline girip sapıtıyor. 
Artık son haftalara girdim sayılır. Bu sabah bel ve sırt ağrım, ağırlaşan ve büyüyen karnım sebebiyle uyku sorunum ve sırt üstü yatmamak gerekliliği zorlamaya başladı bile. Saolsun ablam bir hamile yastığı vermişti ama o da ayrı bir delilik hali yaratıyor ve yatarken seni ele geçirmeye çalışıyor resmen. Ondan da tam verim alabilmiş değilim. Bu ara yapabildiğim tek şey bebeğe bir iki kıyafet alıp ablamın da verdikleri ile birlikte yıkamak, ütülemek ve yerleştirmek oldu ama daha da yapmam gerekenler var elbette.  Ben maalesef liste ya da bir düzen takip etmediğimden hastane çantası gereklilikleri ile devam etmeyi planlıyorum şimdilik. Bir de çok tavsiye edilen gümüş kapak diye bir aparat aldım emzirme dönemi için umarım parasını hakkedecek bir üründür dahası umarım vaadlerini gerçekleştirir.

Bu arada anımız olsun inşallah ilerde de gülümseyerek bakalım diye bir kaç poz hamile fotoğrafı çektik. Elbette evde kendi imkanlarımız ile ablamın profesyonel objektifinden. Bebiş doğunca o telaşla ya da ordaki imkanlarla fotoğraf çekme şansımız olursa o pozlarla da birlikte, onun için keyifli bir albüm yapmak ve hatta bazılarını duvarlarımıza asmak istiyorum. Bakalım dedim ya hamilelik kafası ne yapacağım belli olmaz.

Bu o özenilmiş fotolardan olmasa da tshirt üzerindeki minik yumurta resmini sevdiğim için hoşuma giden bir fotoğrafım :) tam da gözleme mi yesem yoksa poğaça mı kafasındayken :) (Bknz. büyük konuşmamak lazımmış referans önceki yazı)


Benden haberler bir ordan bir burdan karışık hallerde böyle ve mide yanmam had safhada :)

Birde bu dönem için dolunay ve dilekler şifalar güzellikler deniliyor hepsi üzerimize yağsın keyifli, mutlu, ve hep sağlıklı günlere ulaşalım inşallah :)



9 Temmuz 2020 Perşembe

Naneler naneler naneler

Uzun zamandır evde olunca evde yapılabilecekler bir yerden sonra doğal olarak kendini tekrarlamaya başlıyor halen çok şükür evdeyim haleti ruhuyesinde olsam da bazen darlanmıyor değilim. Özellikle sıcak hava iyice kendini hissettirdiğinde. Vantilatör lazım püfürdekli
 
Toprağı, doğayı, yeşilin ve mavinin insanı büyüleyen o tonlarını hep çok sevmişimdir. Karadenizin oksijen dolu dağları ve denizinin getirdiği iyot kokusunun birleşimiyle büyümüş kökenlerimin bana bir aktarımı da olabilir tabii bu. Bana hep huzur verdiği kesin. Belki de bu yüzden evde kendimce bir şeyler büyütmeye, yetiştirmeye ve aslında daha doğrusu canlı tutmaya çalışıyorum. Çiçekleri, özellikle orkideleri çok sevsem de dal dal açan orkidelerim olamıyor ve bazı çiçeklerimin kaderi de solmak oluyor maalesef. Okuyup araştırıyorum kurtarmaya çalışıyorum ama ya yerlerini ya da beni pek benimseyemiyorlar. Yine de bir kaç yıldır büyümeye devam eden ve bazen minicik de olsa sürpriz yapan limon ağacım, aleo veram ve saksıdaki mütevazi küçük ağacım bonzai halen bana umut veriyor. Geçen yıl maydonoz tohumu bulup saksıya ekmiştim ilk parti başarılı sonuç verdi ama sonra o da kurudu :( sanırım balkonun öğleden sonra yakıcı güneş alması da işleri kolaylaştırmıyor. Ama pes etmiyorum etmeyeceğim. İnsan dediğin gelişmeye büyümeye muhtaç ve muktedir. O zaman gelsin naneler naneler naneler 🎶.



Sağdaki saksı doğrudan topraktan köküyle alınan ve o toprakla saksıya ekilen nane. Sulamama rağmen minik minik kurumaya başlamış bile, belki de üstlerden almam lazım. Soldaki ise daha önce içinde kim bilir hangi bitki olup kuruyan torf toprağı içine kendi ektiğim nane sapından filizlenen mini minnacık nanem. Görüldüğü üzere o saksıda da yalnızca bir adet nane sapı büyüyebilmiş :) Bakalım nasıl gidecek büyüme ve gelişmeleri.

Bu ara bir taraftan da gebelik şekeri konu başlığı ile uğraşmaktayım. Gebelik şekeri (gestasytonel diyabet) varıdı yoğudu, varıdı yoğudu, yunus idi hızır idi yunus idi huzur idi... şeklinde takip halindeyim. 

50 gr lık glikoz çözeltisi içip yapılan şeker taramasında sınırın bir iki değer üzerinde sonuç aldık. 100 grlık şeker yükleme testini yapmadan şimdilik takip edelim dedi doktorum. Ben de elimde şeker ölçüm aleti ile pıtır pıtır şekeri ölçmeye alıştım. Korktuğum kadar acıtan bir şey de değilmiş. Emin olamadığımız tek unsur bu aletlerin kalibrasyonlarının çok hassas olmaması ve bazen doğru sonuçlar vermediği ya da artı eksi 20 fark olabileceği. 😳 Bu durumda benim de sıkıntım şu ki tam bir rota oluşturamıyorum.  Değerlerim çok yüksek çıkmıyor ama sanırım biraz daha düşük olması gerekiyormuş. Kendi kadın doğum doktorum endokrin uzmanı ile görüşmemizi tavsiye etti, şimdilik onun randevusunu bekliyoruz. Diyetisyen desteği konusunda ise maalesef çok içime sinen bir yol alamıyoruz. Biraz benim," yani madem şeker çıktı neden makarna ve ekmek yiyeyim ki diyetimden çıkarayım" tavrım. Biraz onun, " ben ne yaptığımı biliyorum önemli olan porsiyon kontrolü, dolayısıyla makarna da ekmek yiyebilirsiniz lütfen listeye uyunuz 4 yk makarna ya da ... tahıl vb. yazıyorum." tavrı... Bazen ortak müşterekte buluşamıyoruz. 

Zaten ben dikkat ediyorum her ne kadar normalde şeker ve tatlı insanı olmasam da yasak olması psikolojisi ile canım bol meyve ve bazen sütlü tatlılar istiyorsa da bebiş için tehlike yaratmasın diye yemiyorum, yiyemiyorum.  Meyve porsiyonumu azalttım. Ekmek ve hamur işi zaten yanına uğramıyorum (sadece çavdar ekmeği kahvaltıda gibi). Bazen 2 top dondurma yemek, mısır patlatmak ya da patates, havuç gibi glisemik indeksi görece yüksek bazı kaçamaklarım olabiliyor sadece. 

Ancak hamilelikten önce ki rutinim ve sağlıklı beslenme düzenim bu dönemde baya farketti diyebilirim. Görece daha sağlıklı mı besleniyordum acaba diye düşünüyorum. Mümkün olduğu kadar erken akşam yemeği işini kesiyordum, tahıl veya meyve gibi şeyleri gün içinde almaya çalışıyordum ve tabii daha hareketliydim. Her gün omega-3 ya da propolis desteği almaya dikkat ediyordum. Ekmekle, paketli gıdayla pek işim olmazdı.  Tatlı, daha ziyade tuzlu krizlerim ise genelde regl dönemi sinyalleriydi. Ancak hamilelik ve pandemi ile kendi kararlarımın sadece beni bağlamadığı ve bebişi de etkilediği bir dönem olunca uzmanlara, doktoralara teslim olmak zorunda hissediyorsun. 

Çok karatay kafası gördüm kendimi :) Canan Karatay'ı sevsem ve takip etsem de maalesef pandemi dönemi açıklamarı ile beni biraz soğuttu kendinden. Halen Ayşegül Çoruhlu'nun verdiği bilgilerin takipçisiyim açıklamaları ve bilimsel dayanakları kafama yatıyorsa uygulamaya çalışıyorum. Özellikle günün ilk ışıklarında gökyüzüne bakma konusunu.

Peki nasıl oldu da her öğün ekmek arar hale geldim sorusunun cevabı da işte burda başlıyor. Diyetisyenim her öğünde 2 dilim ekmek kuralıyla yıkıverdi o duvarları. Bir de b12 düşük diye buna bağladı. Ama şimdi bane de az değilim b12 sadece ekmekte 🍞mi var canım yemiceeeem işte her ögün yemicem. Napıyım içim rahat etmiyor. Bol bol sebzeden alırım karbonhidratımı 🌱 :) 

yazıya bitki diye başladım yine sebzeden çıktım.

hayırlı huzurlu günler olsun

sevgiler



27 Haziran 2020 Cumartesi

Güneşli Cumartesi-Aylardan Sonra

Bugün hava ne güzel ve ben balkonda tatlı tatlı oturup blogla ilgilenmenin keyfini yaşıyorum. Karnım iyice büyümeye başladı, artık dışardan görenlerin şüpheye yer vermeyeceği kadar hamile gözüküyorum :) Dün neredeyse ilk kez ailem dışında biriyle sosyalleşerek dışarı çıktım. Maskelerimizi taktık ve açık havada benim gibi hamile olan arkadaşımla sohbet ettik. Hatta bir hovardalık yapıp kafeinsiz soğuk kahvelerimizi de elimize aldık.  Açık hava biraz yeşillik nasıl iyi geldi anlatamam. Akşam eşim bile dışarı çıkmak senin moralini ne kadar yükseltmiş çok daha enerjiksin dedi. Maşallah J Normalleşmek halen biraz korkutucu olmakla beraber tedbirli olmayı elden bırakmamak lazım. Sebze meyveyi sabunlama, durulama, kurutma ve kaldırma ritüelini biraz olsun gevşettim buna hem mecalim olmuyor hem de sabunlamak fikri de çok doğru gelmiyor artık. Yine mümkünse biraz dışarda bekletme ve sirkeli su işine geri dönüp kabuklu olanları soyarak bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Ambalajlı olan şeyler de ise yine biraz sabunlama işine giriyorum ne yalan söyleyeyim. 'Hypo clean' adı verilen bir cihaz aldık su ve tuz karışımını elektroliz ile ayırarak bir tür temiz içerikli dezenfektan yapıyor. Bu aleti de hijyen sağladığını düşündüğümüz şekilde damacanaya ya da bazı ambalaj ve sebzelere kullanıyoruz.

 

Geçen hafta yaklaşık üç ay aradan sonra ilk kez kafamı dışarı uzattım sayılır. Kardeşim İzmir’de yaşıyor ne kendisi ne de eşi iş yerine gitmiyor yani evden çalışıyorlar. Evleri insan kalabalığından uzak ve tek katlı bu nedenle benim için rahat ve korunma açısından uygun oldu. Bir kaç gün sahilde yürüyüş yaptım ve denize uzun uzun baktım. Mavi, derin, ferah ve huzurluydu. Karnımı severek denizi ve bana hissettirdiklerini anlattım.

 

Uzun zaman sonra eşimin oğlu ilk kez tekrar bize geldi. Pandemi döneminin başından beri görüşemiyorduk daha sonra da o burada değildi derken ancak dün görüşüp alma fırsatımız oldu. Beraber vakit geçirdik sohbet ettik. Bu döneme hazırlanmak için bize destek olan pedagog ile de görüştük ve onun tavsiyelerini de almayı ihmal etmedik. Özellikle bebek haberini vermek için destek alarak gitmenin en iyisi olduğuna karar vermiştik. İnşallah güzel, sağlıklı bir bağlanma yaşayabiliriz hep birlikte J

 

Bu ara özellikle kardeşimin yanındayken lor peyniri ve salatalık domates ile yapılan salatayı yer oldum diyebilirim. Kardeşim eşi çingene pilavı diyor adına bence de gayet keyifli bir öğün oluyor. Tadı yerinde bir lor peyniri ile tavsiye edilir. Birde sebze yemekleri yapmaya daha çok özen göstermem lazım ve ekmek ve şekerden uzak durmam. Şekerle çok aramız yok gerçi, çok düşkün değilimdir. Buna rağmen şeker değerim biraz sınırda çıktı bu da beni daha da dikkatli olmaya yönlendirdi.  Disiplinli olacağım diye saat tutarak yemek yemek ve diyetisyenin verdiği menüye uymak biraz sinir bozucu çünkü o liste çok manalı değil bence 4 yemek kaşığı makarna 8 yemek kaşığı kıymalı sebze yemeği...  Yani bu değerler ve kısıtlar beni azıcık geriyor ve bazı yemekler için hesaplaması da zor oluyor.  Bencileyin daha çok sebze daha az ekmek ve abartısız meyve ile düzenlenebilir ama bu dönemde kafana göre hareket etmek de zor açıkçası tek sorumlu  olduğun kendi vücudun olmadığı için. Bu yüzden en azından kendim kontrol edebileceğim şeyleri biraz daha düzenli hale getirmeye çalışacağım daha fazla hareket etmek gibi.

 

Normal de çok düşkünü olmasam da herhalde evde olmaktan ve kahve fikrinin keyfi çağrıştırmasından arada canım kahve içmek istiyor çok sık olmasa da bir fincan yapıyorum J Bazen de böyle minik bir panda ile  karşılaşıyorum o da kahveden çok daha fazla keyif veriyor bana, tıpkı kokusunun tadından daha güzel olduğunu düşünmem gibi.


 

Benden şimdilik bu kadar. Aslında aklımda başka bir yazı vardı ama demek ki onun biraz daha vakti var. Okumaya çalıştığım kitaplar da var bitince inşallah yazarım.

 

Ergenlikteki günlük yazılarının sonu günü hoşçakal blog 😌


Sevgiler