4 Haziran 2020 Perşembe

Korona Günlerinde Gebelik, Birazcık 'Kadın'a Dair ve Hayattan Yakalamaya Çalıştıklarım

Merhaba,

İşte yine burdayım yazmanın ruhuma hep şifa olduğunu biliyorum. Diğer blogumda okuyucu ve takipçi sayım çok daha fazlaydı ama o artık miadını doldurmuştu ve burdan devam etmek istedim. Hayatta bir şekilde insanlarla yollarımız yazı yoluyla kesişecekse zaten olacak. Yazmak önce kendim için, her şeyden önce bana aitti çünkü. Bu blog ise yeni, ferah ve mavi... Diğerinin adı masal kahramanı ile ilgiliydi bu da 'mavi' hayatımın seyrine göre isimlenmiş farkında olmadan aslında... Umarım bu mavi hayatımda çok ama çok ferah olur :)

Gebeliğimin artık 24. haftasına girdim yani son trimestera geçiyorum artık yavaş yavaş. Bir önceki yazıda yaptığım gibi bu dönemde yaşanılanları sınıflandırmalar yapan bir yazı daha yazmak istiyorum ama ona biraz daha var inşallah. Şimdilik gerçekten de 2. trimesterin keyifli bir dönem olduğunu söyleyebilirim. Cidden enerji düzeyi yüksek ve özellikle sonuna doğru bebeği hissetmeye başlayınca onun içerde seninle, senin canından bir parça olduğunu idrak etmek ve onun orda oluşundan keyif almak artıyor. Bu ara sırt ağrılarım ve bel ağrım biraz arttı bu da özellikle sabahları yataktan kalkarken hissettiriyor kendini ve su içme ve çiş molası için gece uykusu bölünmeleri de oldukça revaçta diyebilirim.  Beden ağırlaşıyor ağırlık merkezi değişiyor ve omurganız buna biraz tepki veriyor. Bu dönem özellikle çok su içmem gerekiyor doktorum da uyardı ve ihmal ettiğim bir şeyi biraz da altını çizerek hatırlattı.💪💧 Artık hayırlısıyla son döneme giriyorum biraz daha kendime ve bebeğe dikkat etmek, izlemek, bilgi yatırımı yapmak için çabalamak istiyorum. Bazen anı kaçırıyorum ve tadını çıkaramıyorum diye üzülüyorum da.  Bu dönemde en büyük destekçilerimden biri; sürekli beni kontrol eden nazımı çeken arkadaşım chi ve yine bana en iyi hissettiren şeylerden biri de en yakın arkadaşlarımdan birinin de hamile olması. Böylelikle duygularıma tercüman olan biri daha var. Elimden geldiğince bir şeyler yapıyorum ama zihin bazen geçmişte ya da fazlasıyla gelecekte takılıyor, onu tutup kolundan şu an'a getirmek gerekebiliyor.  
Canımıniçi ve kelimenin tam karşılığıyla canımın taa içi bebeğim inşallah sağlıkla büyüsün ve sağlıkla gelsin diye duam. 

Bir yandan da ben bu dönemi aşırı özelleştirmedim sanırım. Hem denk geldiği dönemde evlere kapanmak zorunda oluşumuzdan sosyal paylaşım ve sohbetler azaldığı için hem de yine pandemi döneminde sanırım aşırı kaygılanmamak bebeğe de yansıtmamak için. Elbette eşsiz ve biricik bir dönem olduğunun ve herkesin deneyiminin de kendine özel ve biricik olduğunun farkındayım ama anneliğin zaten doğası ve içgüdüsü oldukça kıymetli ve kutsal bunu ekstra pohpohlamak ve köpürtmek biraz abartılı geliyor bana ve maalesef herkesin de dürüst olduğunu, samimi olduğunu düşünmüyorum.  Hiç mi bunalan off diyen anne yok hiç mi arada düşmeyen, yorulmayan, bıkmayan insan yok? İnsanlar bu kutsanmışlık içinde 'kötü, yanlış, eksik' damgası yememek için mücadele ediyorlar ve saklanıyorlar gibi geliyor. Ama insanlık ve doğal olan neyse odur.
Hatta bunun kadınlar üzerinde baskı oluşturan ve bazen kadının kadına yaptığı bir nevi şiddet olduğunu düşünüyorum. Nasıl mı? Anne olanın anne olmayana yüklenmesi gibi. Sosyal medyada bir çok örneğini gördüm ne yazık ki!  Toplum baskısı da cabası! Sizin mahreminizi futursuzca eleştirebilen insanlar var. Bunu kendinde rahatlıkla hak görerek. 'Bebek istemiyor musun? Yaşın geçiyor, daha neyi bekliyorsun, adamı sevmesen de çocuk yap garantin olsun, tek çocuk olmaz kardeş yap' vb....(örnekler bitmez). Bu sorular ve el-alem ne der  hiç bitmiyor galiba çünkü hayatının her döneminde bir şekilde karışma haddini görebiliyorlar kendilerinde. İşin acısı da ne kadar iyi niyetli olunursa olsun bu sorularla birinin kalbindeki yaranın dağlanıp dağlanmadığını bilemezler. Çocuk yap çocuk yap diye ısrar ettiğiniz kadın belki her ay elindeki test çubuğuna bakarak ağlıyor çok istiyor ama size, 'olmuyor, deniyoruz' demek yerine daha erken ya da düşünmüyoruz diyor çünkü alanına giriyorsunuz çünkü müdahale ediyorsunuz çünkü psikolojik şiddete maruz bırakıyorsunuz...
Doğuranın doğurmayanı hor görmesi, bunu bir üstünlük sayıp kendini yüceltmesi doğru mu? 
Kaldı ki bunların aksine anne olmak istememek de bir tercihtir ve kimseye yargılanma hakkı vermez. 

Ben bazı farkındalıklar yaşayıp gayri ihtiyari bile olsa insanlara bu tarz anlamlara mahal verecek şeyler söylememeye çalışarak disipline ediyorum kendimi çünkü bazıları cidden laf olsun diye söylenen şeyler belki ama hiç de gerek yok.

Benim inancım, Allahın size bahsetmiş olduğu bu güzel emaneti korumanız ve kollamanız gerektiği bu sizi başkasından daha üstün, becerikli ya da kıymetli yapar mı? Bilmiyorum. Dediğim gibi Allah size bunu lütfetmiş ne güzel ama bu başka bir kadını kırmak için sihirli bir değnek vermez elinize. Kaldı ki annelik sadece kan bağı değil bazen de can bağıdır ve ben buna yürekten inanıyorum. Allah hamilelere sağlıkla bebeklerini kucaklamak ve büyütmek, bebek isteyenlere de bunu yaşamak nasip etsin diyor konuyu daha da uzatmıyorum. 

Hamilelere verilen idari izin kapsamında evdeyim ve bunun için şükür ve minnet doluyum.💓 Allah dışarda olan herkese kolaylık versin. Normalleşme sürecine girildi ancak insanlar bir anda her şey bitmiş psikolojisinde hareket ediyorlar bu ilerle daha büyük sorunlara yol açabilir o nedenle elim biraz yüreğimde. Tam ülkece alnımızın akıyla çıktık derken bir avm gezmek ya da dışarda yemek uğruna sevdiklerimizi ve kendimizi riske atmamak lazım. Ben de çok ama çok özledim biraz daha özgür olmayı hatta en basitinden markete gidebilmeyi ama sabırılı olmak lazım diye düşünüyorum.  

Evde olmak hem iyi hem de bazen verimsiz çünkü hayat biraz rutine biniyor. Yemek yap akşam yemeğini planla en büyük sorunsalım mesela :) Bu yüzden günün içine güzel pırıltılar eklemek istiyorum bunun üzerine biraz çalışmalıyım. TV ya da bilgisayar karşısında saatler akıp geçebiliyor. O okumak istenilen kitap bir türlü ele alınamıyor mesela. İnsan her gün de enerjik ve motive olamıyor tabi ki hele ki kanınızda ciddi miktarda hormon dolaşarak ve ruh halinizde hızlı dalgalanmalar yaratabiliyorken. Söz uçar yazı kalır demişler o zaman burdan kendime not her haftanı minicik de olsa anlamlı hale getirecek bir şey yap. 😇Mesela bir adım atıp bir tane online eğitim almayı planlıyorum. 

Sağlıcakla ve sevgilerle






14 Mayıs 2020 Perşembe

Korona Günlerinde Gebelik -3 Zaman geçerken iz bırakalım😇

Merhaba,


2020 nin 5. Ayının ortasına geldik sayılır zaman hızla ve fütursuzca akıyor. Evde olmaya alıştım ve hiç bir zaman da şikayet etmedim. Ev benim için huzur ve yuva. Muhakkak yapılacak bir şeyler oluyor zaten; çiçeklerimle ilgilenmek ,evi süpürmek, yemek yapmak, hatta arada TV izlemek bile girdi artık hayat rutinime. Her gün haldır haldır işe gidip çalışırken nasıl yetişiyormuşum acaba ya da daha da önemlisi Allah’ın izniyle bebiş geldikten sonra nasıl yetişeceğim.

Evde olmak ruhumla kendimle olmak gerçekten iyi geldi bana. Elbette zor zamanlarım oldu hem de oldukça fazla ama bunun karantina ya da evde tıkılı kalmakla doğrudan alakası olmadı hiç. Nedense önemli gün ve haftalarda hep bir ağlama nöbetleri tesadüf etti 23 Nisanda da anneler günüde de pek mutlu ve cıvıl cıvıl değildim ve yine ağlamamın sebebinin o günün anlam ve ehemmiyeti ile doğrudan ilgisi yoktu.

 

Son yazımdan bu yana sonunda yap bozu bitirebildim. Ilginçtir ki o yapbozu alalı belki bir yıldan fazla oldu ama ama hiç yapmayı düşünmemiştim.  Alırken ilerde yapar, bitirir, çocuk odasına  asarız diye geçmişti içimden ama aylarca elimi bile sürmedim, içimden gelmedi yapmak. Kısmet bu dönemeymiş. Böylelikle bebişe kendi ellerimle yaptığım ilk hediyem bu olacak inşallah. 

Bu ara online derslerimin de bir kısmını tamamladım biraz daha kitap da okuyabilirsem ballı kaymaklı olacak.

 

Hamileliği yarıladım hatta yarısından birazcık fazlasını geride bıraktım çok şükür.  En son detaylı ultrasona girdiğim doktor randevumdan sonra minik minik yazmak geldi içimden bu serüvene dair şimdiye kadar yaşadıklarımı.

 

İlk 3 Ay (ilk trimester): Bu dönem benim için; hamileliği idrak etmek, heyecanlanmak ve ilk ayı da farkında olmadan geçirmiş olduğum için o dönemde yanlış bir şey yapmış mıydım diye düşünmekle geçti aslında. 

Sık sık tuvalete gitme ihtiyacı hissediyordum ki bu da beni ilk günlerde acaba hamile miyim diye düşündüren bir işaretti aslında. Karnım baya şişti ancak tabi ki bunun bebekle hiç bir ilgisi yoktu daha sonra bunun da gayet normal olduğu şişkinliğin aslında ödem ve gazdan kaynaklandığını ve hamileliğin ilk döneminde çok sık yaşandığını okudum ve öğrendim. Doktorum da aynı şeyi teyit etti.  Bu dönem yemeği biraz da fazla kaçırmaktan korktuğum ve hamilelik süresi ve sonrasında bebeğime de kendime de risk yüklememek adına fazla kilo alımını kontrol etmek için diyetisyen desteği almaya başladım. Ki hayatım boyunca yapmadığım ve pek de inanmadığım bir şeydi. Ben bu konuda biraz Karatay diyeti biraz Dr. Ayşegül Çoruhlu izinden devam edenlerdim. Ki şunu ciddi ciddi düşünüyorum ki bence Ayşegül Çoruhlu’nun önerdiği beslenme düzeni beni ve vücudumu disipline etti ve hamile kalmama da yardımcı etkisi oldu. Ancak hamilelikte kafama göre takılmaktansa en azından kilo alım hızımı bir uzman gözüyle takip etmek iyi olur diye düşündüm.

Çok şükür öyle yemek yiyemeyecek derece de mide bulantısı ve kusma olmadı ancak kokulara karşı inanılmaz hassasiyetim vardı.  Evde tespit edemediğim bir koku eve girer girmez öğürmeme sebep oluyordu bu nedenle kısa bir süre pek mutfak kapısından içeri giremedim.  Kokunun sebebini tespit edemedik ama bir sürü yol denedik sonunda Allahtan benim hassasiyetim azaldı ve pandemi dönemiyle de naz niyaz kalmadı mecburen başımın çaresine bakmak için vücut bir şekilde yendi sanırım.

Regl ağrısına benzer kasık ağrılarım vardı ve bu özellikle ilk haftalar beni biraz korkutuyordu hatta bir kere yataktan kalkamayacak kadar şiddetli olup bir 10 dakika sürdü tam doktoru aramaya karar vermiştim ki geçti ve rahatladım ama korktum. Çünkü hep kritik dönem denilen bu aylarda sürekli diken üstünde oluyor insan. Yine bu ilk aylarda baş ağrılarım ve daha öncesinde de olan burun kanamalarım oldu ve bitti.  İkisi de şimdilik devam etmiyor çok şükür.

İlk dönemde iki tane hamilelik kitabı aldım. Bunlardan biri Dr. Banu Çiftçi’nin, ‘ Hamilelik ve Doğum’ kitabı diğeri ise sanırım yılların klasiği ‘Bebeğinizi Beklerken Sizi Neler Bekler’ kitabı. İkisi de gayet güzel kitaplar. Özellikle ikinci bahsettiğim kitap endişelerimi gidermek konusunda beni oldukça rahatlattı diyebilirim.  Zaten dediğim gibi bu dönemde pandeminin ortaya çıkması da tüm düzen ve planları değiştirdi. Hatta hamileliği ön planda yaşamamama neden oldu ilk zamanlar kaygıdan uyuyamadığım da oluyordu sanırım bu nedenle beyin ve hormonlar bir nevi savunma mekanizması da oluşturarak bir şekilde denge sağlamaya çalışıyorlar. O yüzden pandeminin çıkışıyla başka bir yola girmiş olduk ve bu da benim hamilelik macerama denk geldi J

 

İkinci 3 ay (İkinci trimester): aslında bu hesaplar ay üzerinden değil hafta üzerinden yapılıyor ancak benim için bahsi böyle daha kolay olacak. Çok şükür bu dönem içinde bulunduğum zamanlar.  Bu dönem için ‘hamileliğin balayı’ diyenler var. Çünkü bir çok semptom gerçekten de geride kalıyor. Benim içinse karnımın büyüdüğünü hissetmeye başladığım ve bel ve sırt ağrılarının ortaya çıktığı bir dönem oldu yine de çok şükür çok çok zorlamıyor. Bu haftalarda en büyük sıkıntım kıyafetler olmaya başladı zira artık karnımı sıkıştırıyorlar. Evde sürekli bol pijama ile bir şekilde idare ediyorum ancak ihtiyaçlarım oluyor değişine vücudum için.  Malum bu dönem alış veriş yapmak AVM ye gitmek kolay değil. Zaten bencileyin akıl karı da değil. Yani marketi doktoru eczaneyi elbette anlıyorum ama AVM ye gitmek bana halen oldukça manasız ve riskli geliyor. Aylardır evdeyiz ve bir şekilde kendimizi ve etrafımızdakileri korumaya çalışıyoruz bu çabanın hızlı bir şekilde yok olması ve boşa çıkması endişesini taşımıyor değilim L. Allaha emanetiz artık.  

Uyumak biraz sıkıntı olmaya başladı yatış şekli hem biraz zor hem de dönerken bazen canımı acıtıyor bu nedenle ablamdan daha önce hamileliğinde kullanmış olduğu hamilelik yastığını aldım. Aman Yarabbi o da ayrı bir heyhuleymiş J pek rahat edemedim ama bakalım belki birbirimize alışabiliriz henüz deneme aşamasındayız.  Bir de bu dönemde başlayan ve acı dolu olan başka bir husus bağırsak hareketlerinin azalması ki bu da aslında göründüğünden biraz daha zormuş. Bu konuda imdadıma kuru incir ve kayısı ve erik kompostası yetişti. Buzlukta geçen yıldan kalan kırmızı erikleri sadece su ile kaynattım ve posasını da her sabah yemeğe başladım. Bin şükür ki işe yaradı. Bu muhabbeti daha uzatmadan devam eden bu sürecin ve bu güzel dönemin bana hissettirdiklerini ilerleyen günlerde de inşallah yazarım J Çok şükür 

 

Şimdilik sevgiler ve selamlar.✨


17 Nisan 2020 Cuma

Korona Günlerinde Gebelik-2



Günler birbirini kovalarken ve artık birbirlerinden çok da farklı olmazken benim için önemli ve kıymetli bir değişiklik oldu ve doktor kontrolüne gittim. Normalde gittiğim ve devam etmek konusunda kararsız olduğum doktor, pandemi döneminde maalesef yaklaşık bir aydır hasta kabul etmedi ve bu konuda nasıl bir yol izleyeceğini biz hastalarına da açıklamadı. Bu dönem çok hassas ve herkes kendini korumaya çalışıyor ancak hem koşulların getirdiği zorluklar hem de içinizde taşıdığınız bir canlının varlığı ve hormonlar sizi biraz daha hassas yapıyor. Bende artık zamanı kontrol zamanı geldiği ve ne zaman doktoru görebileceğim belirsiz olduğu için daha önce gittiğim ve güvendiği bir başka doktor ile yola devam etme kararı aldım zaten hamileliğimi ilk öğrendiğimde de ona gitmiştim ve durumdan haberdardı. Sağ olsun ilgilendi tahlillerimi yaptık değerlerime baktı ve gerekli olan tüm takviye vitamin ve ihtiyaçlarımı da söyledi. Zaten normalde de düşük olan bazı değerlerim için takviyeler almam gerekecek. Şimdi bir tane folik asit almayı unutan ben, demir ilacı D vitamini ve diğer gerekli vitaminleri almak için daha düzenli olmaya çalışacağım.

Yavaş yavaş anne olma fikri ve içimdeki mucizeye alışmaya başlayacağım sanırım. İdrak etmek kolay değil hatta bazen halen inanamıyorum J Gerçekten öyle bir hissiyat var mı yoksa ben mi geriden geliyorum bilemiyorum, tabi ki hamilelik haberini aldığımdan beri çok mutlu heyecanlı ve dikkatliyim, ama ilk öğrendiğinde annelik hissiyatı gelir hemen bununla yaşamaya başlarsın derler ya ben onu yavaş yavaş hissediyorum. Bundan da aslında memnunum. Allah sağlıkla sürdürmek hayırlısıyla kucaklamak nasip etsin de.

Bol su içmem gerekiyor kaldı ki ben çok su içen biriyken evdeyken daha az içer oldum nedense ama artırmam gerekecek. Bu ara online devam ettiğim eğitimlerimi çok ama çok boşladım. Kaldı ki onlar için tam yeri tam zamanı ama evde temizlik yemek ve doğal olarak çabuk yorulmak benim için bahane olmaya başladı.  Yapboz yapmaya başladım daha doğrusu hayatımda daha önce sadece bir kere denemiş ve azıcık sıkılmış olsam da bitirmiştim ve gerçekten de başlangıç seviyesinde olmama rağmen pek fazla ilerleyemedim. Ama halen umutluyum J Örgü diye başladığım şey git gide kırlent dışı olma yolunda yavaş, sakin ama emin adımlarla ilerliyor. Çok fazla film izlemiyorum. Beni mutlu edecek ama boş olmayacak, biraz biyografi ya da belgesele kayan biraz vizyonumu da geliştirecek bana bir şeyler katacak şeyler izlemek istiyorum ama onlar içinde içimde yeterli itici gücü bulamıyorum. Bir tane kafa dağıtıcı kitap okuyum dedim Meavy Beach’in yıllar önce aldığım bir kitabı vardı. Onu yaklaşık bir haftada bitirdim ama sürükleyici olsa da pek bayılmadım.  Aklımda okunacak bir şeyler var ama önce şu derslere öncelik verebilirsem çok daha verimli olacak. Bir de derslere başlayabilirsem çok keyif alacağımı biliyorum ama öğrenciliğimde olduğu gibi mesele dersin başına oturabilmek J.

Çok verimli zaman planı yapabiliyor gibi bir de Coursera’dan Yale Üniversitesinden ücretsiz sunulan ‘The Science of Well Being’ dersine kayıt oldum. O iş baya baya havada kaldı. 😕Biraz daha plan program ve düzenle en azından bir ikisini rayına sokacağıma inanıyorum.

Bizden şimdilik bu kadar sevgiyle ve sağlıcakla...💞

31 Mart 2020 Salı

günler geçiyor

Uzun süredir evdeyim. Evde olabildiğim için şükrediyorum ve dışarda olmak zorunda olanlara da teşekkür ve minnet doluyum. Allah, bizim için dışarda olan ve olmak zorunda olan herkese önce sağlık sonra da kolaylık versin. 

Bugün biraz daha güneş var ne güzel. Perdeleri açtım ve gün ışığının odaya dolmasını seyrettim. Sosyal medyada ya da internette çok gezinmedim. Biraz müzik dinledim. Azıcık dışarıyı seyrettim. Bir de yoğurt yaptım :) Süt taşınca ocak battı ve yanmış süt de bir güzel yapıştı. 😅 Öyle olunca ocağı biraz daha sert bir temizleyici ile temizleyeyim dedim ama o kimyasalın kokusu baya rahatsız etti beni camı açtım hemen. Bir süre öksürttü beni koku biraz da kızdım kendime bebiş de rahatsız olduysa diye.  Şu an daha iyiyim şükür. Bir şeyleri yaparken abartmak gibi bir huyum var huyum kurusun. Kurtlu gibi bıdır bıdır... Otur totonun üstüne dimi ama yooook.

Dışarı çıkamasam da güneşin verdiği huzur bile şükür sebebim çünkü bir de hava kapalı olunca insanın gündemden şişen içi iyice kararıyor. umarım dünya insanlığa affetmeye başlamıştır.  İnsanın elini çektiği doğa büyük bir sakinlikle kendini yeniliyor bir yandan bahar geliyor. İçimize de bir an önce baharlar gelmesi dileğiyle...

Son zamanlarda mümkün olduğunca sebze yemekleri ve sülfürlü gıdalar yapmaya çalışıyorum. Menü sebze ağırlıklı olunca eşim de yemek zorunda kalıyor.  Bu sürecin iyi taraflarından biri o açıkcası. Pırasa, kereviz ve kemik suyu gibi sağlıklı şeylere oldukça mesafeli olan kendisi baya baya yemeye başladı. Hatta kereviz ve patatesi fırında pişirdim baya güzel oldu. Tarifin özü biraz daha farklı ve adı 'kereviz bey' ama ben biraz tadil ettim :)



23 Mart 2020 Pazartesi

Korona Günlerinde Gebelik ve Ev Günlükleri

Bugünlerde herkes evde olmaktan şikayetçiyken ben pek de mızmızlanmıyorum zira evcimen bir insanım kendi kendimle vakit geçirmeyi severim. Kendimle olmak, kendime zaman ayırmak çoğu zaman iş yoğunluğu hayatın akışı ve gündelik telaşlar arasında yapmaya çabaladığım bir şeydir normalde. Şimdi ise hem çok fazla haberlere dalmamak hem de biraz olsun kafamı dağıtmak için bir şeylerle uğraşmaya daha da çaba sarf ediyorum. Hatta öyle ki zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyorum. Sabah kahvaltı ve genel rutin telaşlarımın ardından 11 gibi mutfağa giriyorum ve kendime öyle iş çıkarıyorum ki çıkışım 16.00-17.00 yi buluyor. Ya cidden benim elim çok yavaş ya da kendime iş çıkartmakta üstüme yok. Gerçi bugün amacım bir kaç günlük yemek yapmak ve daha fazla(!) yorulmamaktı. 

Çok şükür biz bu günlerde evde durabiliyor yemek yapacak malzeme bulabiliyor ve kendimize bakabiliyoruz tekrar çok şükür. Belki de bu yüzden ihtiyaçtan fazlasını fazla fazla stoklamak konusunda hassasım. Herşeyden elli tane almak yerine elimdekini en fazla fayda ile nasıl kullanabilirim diye düşünüyorum. Sosyal medya da bir annenin göz yaşlarına şahit oldum; marketten video çekmişti, ‘bir seferde onlarca bebek bezi alacak maddi gücüm olmadığı için tek tek alıyorum ancak marketlerde bez kalmamış hepsi satın alınmış...’ diyordu. Her ne kadar sosyal medyada  yer alan bir çok şeyin doğruluğuna şüpheli yaklaşsam da böyle bir durumun olması gayet olası ve bence tamamen samimiydi L

 Allah zor durumda olan herkese kolaylık versin. Virüsten çok işsiz kalmaktan korkan ve çalışmak zorunda olan ya da mecburen görevleri başında olan herkese kolaylıklar diliyorum. Tam da bu yüzden evden çıkmak zorunlu olmadıkça bunu yapmamak lazım ki herkesin işini kolaylaştıralım. Kolay değil belki ama bu durumun hafife alınacak kadar basit olmadığını, ülkelerin tecrübelerine bakarak ve korku filmi içeriği gibi ilerleyen vaka sayılarından görebiliriz.  Umursamayan herkese ben de elbette öfkeliyim bu bireysel bir konu değil çünkü koca bir topluma karşı sorumlusunuz. Bu konuda vaka sayısı ya da sinir bozucu şeyleri bir de burdan yazmamak için sadece hassasiyetlerimi dile getirmeye çalışıyorum.

Bahsettiğim üzere bu günlerde kafayı haberlerle bozmamak ve ruh sağlığım için kendimi meşgul tutmakla, fazla yormak arasındaki çizgiyi tam tutturamamış olabilirim. Bencillik etmeden bana emanet edileni de düşünerek davranmaya özen göstermeliyim.  Mümkün olduğunca sebze ağırlıklı beslenmeye sülfürlü gıdalar tüketerek bağışıklığımı kuvvetli tutmaya çalışıyorum.  Tabi ki bu süreci yaşayan bir çok gebe gibi ben de oldukça tedirginim. Kendimi koruyup kollarken kaygı düzeyim de yüksek. Ee tabi stress da iyi bir şey değil bu dönem için... O yüzden dediğim gibi bir şekilde kendime haber alma sınırı koyuyorum. Bir de benimle aynı durumda olan yakın bir arkadaşımla iletişimdeyim ki, birbirimizi daha iyi anlayalım. İşin aslı hamilelik sürecimi böyle düşünmemiştim elbette. Belki nazlanacak ve isteklerimi sıralayacaktım hayallerimde ama tabi ki olsun Allah korusun, saklasın diyerek buna da şükrediyorum. Varsın gecenin yarısı eşimi market market gezmek zorunda bırakmayayım. 😏 Bazı şeylerin lüks ve ötesi olduğu günler yaşıyoruz. 😔

Sağlık olsun da her şey olur ifadeleri tam da karşılığını buluyor bu günlerde. 

Bir de bu süreçte kitap okuyorum özellikle akşam 21.00 den sonra çok elzem değilse telefona, bilgisayara bakmamaya çalışıyorum ki vücut uykuya hazırlansın beyaz ışığa maruz kalmasın. Bu saatten sonra da kitap okumaya çalışıyorum tabi yapabilirsem.  Bir kere de lego yaptım.

Bunlar da geçen günden kalma eserlerim;



Tabi içinden çıkan bir kılavuz vardı ama ilk deneme için fena sayılmazlar sanki. 

Güzel kitap ve film önerileri araştırmasındayım şimdilik.

sağlıklı ve huzurlu günlere inşallah.


22 Mart 2020 Pazar

serüven başlayalı bir kaç ay oldu

Blogun adı gibi maviliğin enginliği ile feraha ermek istiyoruz her birimiz bu günlerde. Dünya karışık, hisler karışık bir tarafta endişe ve kaygının kalıcı olabilecek hasarları, diğer tarafta gamsızlık ve düşüncesizliğin ortaya çıkarmasından korkulan felaket senaryoları ve öfke...

Her ne kadar kendimi buna kaptırmamaya çalışsam da, marketten eşimin aldığı her şeyi önce balkona koymak sonra dolaba girecek olanları sirkeli suyla hatta sabunla temizlemek, poşetli gelen suların dışındaki plastik ambalaja çamaşır sulu karışımdan sıkmak sonra şişeleri açmadan önce bir daha dış yüzeleri akan su altında sirkeli karışımla yıkamak... 😐 Bu süreç hayırlısıyla geçtiğinde iz olarak takıntı ya da elleri sık sık temiz tutmaya çalışmaktan egzama gibi hastalıları bırakacak gibi görünüyor.  Normalde de kaygı düzeyi çabuk artabilen biri için pek de kolay olmadığı bir gerçek.

21 Mart ekinoksu ve bahar gelişinin kutlandığı eski geleneksel bir kutlama olan nevruzla birlikte bir de Miraç kandiliydi. Tüm bunların güzel enerjisiyle bahar gibi huzurlu mis gibi günler bizimle olsun sağlık yanı başımızdan hiç ayrılmasın inşallah.

Son yayından bu yana en azından kendime sözümü tutup biraz legolarla haşır neşir oldum. bir minik kepçe ve kurbağa bile yaptım :)

Dediğim gibi hem bu günden hem de serüvenimden bahsetmek istiyorum.

Gelelim benim serüvenime çok da detaya girmeden ilk zamanları özetlemeye çalışacağım; başlayalı henüz bir kaç ay oldu ve inşallah önümüzde de yolumuz var.  Ne yalan söyleyeyim regl düzeni her zaman tıkır tıkır olan ve bu konuda hazırlıklı olabilen bir insan olmadım pek. Hatta bazen bir kaç ay regl olamadığım olurdu. Zamanında lise ve üniversitede bunun için doğum kontrol hapları da kullandım doktorların reçetesiyle.
Bir çocuk dünyaya getirmenin (çocuk sahibi olma ifadesini pek sevmiyorum çünkü bir sahiplik ya da üstünlük gibi bir anlam ifade ettiğini düşünüyorum) sorumluluğunu almaya karar verdiğimizde biraz beklememiz ve sabırlı olmamız gerekti. Hatta yıllarca regl olamadığı için üzülen ben bu sefer regl olduğumda ağlamaklı olur oldum.  Hayat... 

Karnımda ağrılar ve kramplar başladığında hadi bakalım bu ayda olmadı diye düşünmeye başladım zira regl sancısının aynısıydı çektiğim. Ancak ağrı sızı olmakla birlikte başlamamıştı ve kendisinden haber de yoktu. Zaten düzenli olmayan regl döngüm için başka bir duruma çok da ihtimal vermeden beklemeye karar verdim. Bu süre zarfında yine azıcık da olsa umutsuzluğa kapılmadım değil.
Taa ki oldukça yoğun ve bunaltılı iş günleri ardından bir akşam arkadaşlarımla dışarı çıkıncaya kadar. Eczaneye vitamin almaya gittiğimde bir anlık kararla bir de gebelik testi isteyip, dayanamayıp yapmaya karar verdim. Dışarda bir umumi tuvaletteydim. Eve gitmeyi niye beklemedim ki diye düşünürken en azından dışardayım arkadaşlarımlayım bu konuya çok odaklanmam ve üzülmeye fırsat vermeden kafam dağılır diye düşündüm. Testin sonucuna bakmıyordum bile çünkü pek ihtimal vermiyordum ama çift çizgi görünmüştü. O an ne hissettiğimi tam bilmiyorum ama sanki bir yandan da içime doğmuştu ( insan her zaman umut ediyor tabi içten içe) garip çelişkili hislerdi. İçimde hoplayıp zıpalama ve heyecanla bağırma isteği vardı. Evde değildim, dışarda masada arkadaşlarım bekliyordu ve hiç bir şeyden haberleri yoktu. WC kabininde saçma sapan dans etmeye, kendi kendime inanamıyorum diyerek gülmeye başladım.😇 Ben kabinden çıktığımda beni gören teyzeye baya sarılmak istesem de kendimi bir şekilde tuttum.
Sürecim böyle başladı çok şükür.

Karnımda ve kasıklarımda sancı ve ağrılar bir kaç hafa devam etti önce baya endişelensem de sonra bunun normal olduğunu hem doktora gittiğimde hem de okuduğum kaynaklarda öğrendim. Ancak her kasılma da yine de korkuyordum. Mide bulantısı ise pek yoktu ama ilerleyen günlerde mutfaktan geldiğini düşündüğüm yoğun koku beni baya uğraştırdı eşime ise bana tost yapma mecburiyeti getirdi. 

Bu süreçten önce düzenli meditasyon yapmaya başlamış, omega 3 desteği alıp arada propolis içerek ve sağlıklı beslenme adına bir takım işlere soyunarak belki de sürece yardımcı olmuştum. Ancak içtenlikle dürüst olmak gerekirse artık yorulmaya başlayıp biraz teslim olmaya karar verip kendi yönetemediğim şeyleri kontrol etmeye çalışmadan biraz vazgeçmekle ve akşını seyretmekti belki de en büyük etken.

Allah bu süreçte olan ve bu süreçte olmak isteyen herkese yardımcı olsun, hepimizi korusun kollasın inşallah. 😊





19 Mart 2020 Perşembe

merhaba diyerek...

Uzun zaman oldu yazmayalı halbuki yeni yıl hedeflerimden biri de, en azından ayda bir yazı yazmaktı. Çünkü yazmanın ruhuma ne kadar iyi geldiğini biliyorum. Aslında belli ki tam da bu yüzden yazma isteği şu günlerde daha da gün yüzüne çıktı.

Anlatılacak pek çok şey var; dertleşilecek, gülümsenecek ancak gündemimiz her şeyi bir anda geride bıraktı. Günlük rutinimizi, günlük dertlerimizi allak bullak etti. Durdurdu, düşündürdü, kaygılandırdı.

Bir taraftan tarihe şahitlik ettiğimizin farkında olup bir şeyler yazmak istiyorum bir taraftan çok çok özel bir dönemi de es geçmemek istesem de yeteri kadar hakkını veremiyorum gibi hissediyorum. Bu nedenle ikisini de tek bir alanda toplayıp yazmak istedim.

Uzun zaman oldu buralarda gezip, başka hayatların penceresinden bakmayalı. İlk yaptığım şey uzun zamandır blog yazan Handan'ın yazılarını okumak oldu. Burada instagram gibi etiket durumu var mı bilemiyorum bu konuda çok iyiyim diyemem :) ama 'metebilge.blogpot.com' ve bir kaç tane daha farklı blogun yazarı kendisi.

Sonra yavaş yavaş daha önce takip ettiğim tüm bloglara göz gezdirmeye başladım daha önce açtığım blogum 'masalkahramanidegilsinki.blogspot.com' dan takip ettiğim kişileri okudum ve bu gerçekten de iyi geldi.

Şu dönemde bence gerçekten ihtiyacımız olan şey; birbirimizi anlamak, dinlemek, empati kurmak, bencillikten uzak olup tüm insanlığı düşünerek davranmak. Bu virüsün tüm insanlığa verdiği dersler var. Dünyayı gerçekten hor kullandık kaynakları tükettik. Doğaya saygı duymadık. Hayvanları koruyamadık onlara gereken saygıyı gösteremedik. Çocuklar ah çocuklar çok fazla acı gördüler son yıllarda ve bir arkadaşımın söylediği gibi tüm dünya virüsten kırılırken virüsün çocuklara zarar vermiyor olması da başka bir mesaj bence de.

Nazım Hikmet'in bir şiirine rastladım sosyal medyada ve umut doldum 'Mesaj' adındaki şiiri bu vesileyle okumanızı tavsiye ederim.

Bugünlerde evde kalma imkanım olduğu için bunu anlamlı biçimde değerlendirmeye çalışıyorum. Kendime bir liste yapmıştım ancak listenin birçok kalemini uygulayamadım tabi. Daha ziyade yemek yapmak ve temizlik yapmak, evdeki çamaşırları 60' de yıkamak bulaşıkları ise 70' de yıkamak gibi  alışkanlıklar edindim. Sürekli el yıkamak ve kolonyalamak da rutin haline geldi. Tek dileğim sağlık ve huzur çünkü bunlardan öte zenginlik ve mutluluk olmadığını yine yeniden görüyoruz.

Şimdilik imkanım olursa, lego yapmak, boyama yapmak (baya baya çocuk gibi boyama faaliyeti :)) ve  yapboza başlamak gibi normalde yapmadığım şeyleri yapmak istiyorum. Çocukken legom yoktu, nedenini bilmiyorum belki erkek çocuklara özgü diye düşünülüyordu. Yetişkinliğimde ise bu açığı kapatmak için hayli bekledim şimdi tam sırası :)
😇

Görüşmek dileğiyle, sağlıcakla