24 Mart 2019 Pazar

acının da tadı var

Hayatın matematiği aslında her şeyin tersiyle anlam bulması,
iyiyi tanımlamak için kötüye,
güzeli anlamak için çirkine,
huzuru anlamak için acıya muhtacız ya da muktediriz.

Her zaman yemyeşil çimlerde masmavi gökyüzü altında deniz kokusuyla yaşamıyoruz hayatı her zaman da yaşamamalıyız zaten.  Acıdan beslenmeye inandığımdan değil, acıdan çıkmaya inandığımdan böyle düşünüyorum.

Bazen öyle şeylerle karşılaştırıyor ki hayat insan kendinden kendini biçimlendiriyor bir heykeltraş gibi.

Uykusuzluğun, açlığın ve en basit ihtiyaçların anlamını yitirdiği de oluyor buhar olup uçmak istesende denizlere ulaşacağını bilerek nefes aldığın da oluyor.  Burada gerçek kilit "denize ulaşacağına inanmak"...

Feraha ulaşacağına, tepeyi geçeceğine, yangından çıkacağına, dikenlerden kurutulacağına ya da her ne şekilde tanımlıyorsan işte... Nihayetinde inanmak

Yoğun, bulanık, bir o kadar da berrak bir şeylerin içinden geçtim, geçiyorum.

Aslında o kadar berrak o kadar da mucizevi ki...

 Zaman boyutunun olmadığı insanın kendini de anlamadığı ama anlamlandırmaya çalıştığı zamanlardan.

Şükür, her zaman yanımdaydı şükür en kıymetli kelimeydi ve etrafımdaki enerji...

Ah o benim içini yüreğinde beni taşıyanların enerjisi. İşte o enerji ile geçebildim o yollardan, zamanlardan.

Çok şükür varlığınıza çok şükür varlığımıza ve yine çok şükür hayatın kendi matematiğine.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder