3 Ağustos 2020 Pazartesi

Bayram geldi geçiyor, bebiş iyice büyüyor ve bu sefer de avokadolarla karşınızdayım

Merhaba,

Son yazdığım yazıdan bu yana atıp tuttuğum onu yemiyeceğim bunu yemeyeceğim artistliğim biraz söndü hatta süngüm oldukça düştü çünkü bayram ve ailelerle mesafeli de olsa görüşme derken yediklerimi pek de takip edemedim. Sanırım çok fazla etmek de istemedim çünkü zaten hamileliği dört duvar arasında geçirirken bir de üzerine yemek baskısı olunca tahammül de bir yere kadar gidebiliyor. Yine de çok şükür dengelemelerle idare edebilmeyi başardım. Yani umarım :)

Bayram da geldi ve geçti bile işte bugün son günü. Zaman gerçekten hemen akıp gidiyor. Bayram ziyaretleri açık havada ve bahçeli evlerde gerçekleştirildi. Abimleri uzun zamandır görmemiştim onlarla bahçede buluştuk. Yine ailenin büyük ve kardeş üyeleri ile bol bol bahçede hasbihal ettik bayram kahvaltısı yaptık. Hata kayınvalidemle bile aylar aylar sonra ilk kez karşılıklı oturup sohbet edebildik çünkü yine bahçedeydik. Buna da çok çok şükür tabii ki. Ama maalesef tatile gidenleri ve korona bitmiş gibi davrananları gördükçe hem içim ürperiyor hem de ciddi şekilde endişe ediyorum. Olan sadece umursamaz insanlara olsa yine neyse diyeceğim ama bu insanlar başkalarını enfekte edebileceklerini hiç düşünmüyorlar belli ki. Allaha emanetiz ne diyelim. Bitsin gitsin artık şu virüs de psikolojik baskılarından, histerilerden bir beraat edelim istiyorum. Dışarı çıktıysam eve gelince temizlik süreci, dışarda oturmak zorundaysam tedirginliğimin bin beş yüz kat artması, eve alınan her şeyin dezenfekte edilmesi ahh ahh bir de üstüne haberlere filan maruz kaldıysam maazallah... 
Herkes sağlıklı olsun da buna da şükür.

Bir yandan bitkiye, yeşile ve saksıya dikilecek her türlü malzemeyi gözüme kestirmeye devam ediyorum. Aşağıda görülenler avokado çekirdeğinden çıkan/çıkmaya çalışan fideler🌱 Bir tanesi daha yumurta şekilli, diğeri ise yuvarlak. Her ne kadar yaprak veren çekirdeği daha önce suya koydumsa da diğeri de oldukça inatçı çıktı bir türlü filizlenmedi ama yakındır. Sabrın sonu selamet.  Şimdiden söylemekte fayda var ki bunları toprağa ekince meyve vermeyecek zira aşılama gerekiyormuş ama ben bu halini bile çok sevdiğim için benim için yeşerip büyümesi yeterli. Avokadonun çekirdeği üzerindeki kabuğu soyup çekirdeğin yarısına gelecek kadar suya koymak ve suya tamamen düşmemesi için kürdanlarla sabitlemek ve beklemek kadar basit bir formülü var. Güneş alan bir yerde olursa sanırım daha hızlı sonuç veriyor. 
Bakması bile bana keyif veriyor açıkcası. Çocuklarla da yapılabilecek kolay ve eğlenceli bir faaliyet. Hem bir şeyin gelişmesini izlemek ve sabretmek hem de sonuçlarına keyiflenmek için. :) Küçük olan filizlenebilirse, onu da eşimin oğlu için takip ediyoruz her geldiğinde suyunu kontrol ediyor. Bu da onun için keyifli bir şey haline geliyordur umarım. 
Nanelerde ise haberler aynı, benim dikmiş olduğum kendini sarmaşık sanıyor öyle bir garip uzadı ama başka kök çıkarmadı :)🌿




İçimdeki minnak da büyüyor çok şükür. Artık kocaman bir insanım nerdeyse doğuma gideceğim halen kendimi aynada görünce idrak edemiyorum göbeğimin büyüklüğünü ve şaşırıyorum.  Hamilelik kafası gerçekten çok iyi.  Zaten bir olayı hatırlamak ya da kafa karışıklığı, beyin bunalıklığı haline alışılıyor ve normalleşiyor bir de üzerine sıcaklar ve kilolar eklenince beden ve zihin tam bir karmaşa haline girip sapıtıyor. 
Artık son haftalara girdim sayılır. Bu sabah bel ve sırt ağrım, ağırlaşan ve büyüyen karnım sebebiyle uyku sorunum ve sırt üstü yatmamak gerekliliği zorlamaya başladı bile. Saolsun ablam bir hamile yastığı vermişti ama o da ayrı bir delilik hali yaratıyor ve yatarken seni ele geçirmeye çalışıyor resmen. Ondan da tam verim alabilmiş değilim. Bu ara yapabildiğim tek şey bebeğe bir iki kıyafet alıp ablamın da verdikleri ile birlikte yıkamak, ütülemek ve yerleştirmek oldu ama daha da yapmam gerekenler var elbette.  Ben maalesef liste ya da bir düzen takip etmediğimden hastane çantası gereklilikleri ile devam etmeyi planlıyorum şimdilik. Bir de çok tavsiye edilen gümüş kapak diye bir aparat aldım emzirme dönemi için umarım parasını hakkedecek bir üründür dahası umarım vaadlerini gerçekleştirir.

Bu arada anımız olsun inşallah ilerde de gülümseyerek bakalım diye bir kaç poz hamile fotoğrafı çektik. Elbette evde kendi imkanlarımız ile ablamın profesyonel objektifinden. Bebiş doğunca o telaşla ya da ordaki imkanlarla fotoğraf çekme şansımız olursa o pozlarla da birlikte, onun için keyifli bir albüm yapmak ve hatta bazılarını duvarlarımıza asmak istiyorum. Bakalım dedim ya hamilelik kafası ne yapacağım belli olmaz.

Bu o özenilmiş fotolardan olmasa da tshirt üzerindeki minik yumurta resmini sevdiğim için hoşuma giden bir fotoğrafım :) tam da gözleme mi yesem yoksa poğaça mı kafasındayken :) (Bknz. büyük konuşmamak lazımmış referans önceki yazı)


Benden haberler bir ordan bir burdan karışık hallerde böyle ve mide yanmam had safhada :)

Birde bu dönem için dolunay ve dilekler şifalar güzellikler deniliyor hepsi üzerimize yağsın keyifli, mutlu, ve hep sağlıklı günlere ulaşalım inşallah :)



9 Temmuz 2020 Perşembe

Naneler naneler naneler

Uzun zamandır evde olunca evde yapılabilecekler bir yerden sonra doğal olarak kendini tekrarlamaya başlıyor halen çok şükür evdeyim haleti ruhuyesinde olsam da bazen darlanmıyor değilim. Özellikle sıcak hava iyice kendini hissettirdiğinde. Vantilatör lazım püfürdekli
 
Toprağı, doğayı, yeşilin ve mavinin insanı büyüleyen o tonlarını hep çok sevmişimdir. Karadenizin oksijen dolu dağları ve denizinin getirdiği iyot kokusunun birleşimiyle büyümüş kökenlerimin bana bir aktarımı da olabilir tabii bu. Bana hep huzur verdiği kesin. Belki de bu yüzden evde kendimce bir şeyler büyütmeye, yetiştirmeye ve aslında daha doğrusu canlı tutmaya çalışıyorum. Çiçekleri, özellikle orkideleri çok sevsem de dal dal açan orkidelerim olamıyor ve bazı çiçeklerimin kaderi de solmak oluyor maalesef. Okuyup araştırıyorum kurtarmaya çalışıyorum ama ya yerlerini ya da beni pek benimseyemiyorlar. Yine de bir kaç yıldır büyümeye devam eden ve bazen minicik de olsa sürpriz yapan limon ağacım, aleo veram ve saksıdaki mütevazi küçük ağacım bonzai halen bana umut veriyor. Geçen yıl maydonoz tohumu bulup saksıya ekmiştim ilk parti başarılı sonuç verdi ama sonra o da kurudu :( sanırım balkonun öğleden sonra yakıcı güneş alması da işleri kolaylaştırmıyor. Ama pes etmiyorum etmeyeceğim. İnsan dediğin gelişmeye büyümeye muhtaç ve muktedir. O zaman gelsin naneler naneler naneler 🎶.



Sağdaki saksı doğrudan topraktan köküyle alınan ve o toprakla saksıya ekilen nane. Sulamama rağmen minik minik kurumaya başlamış bile, belki de üstlerden almam lazım. Soldaki ise daha önce içinde kim bilir hangi bitki olup kuruyan torf toprağı içine kendi ektiğim nane sapından filizlenen mini minnacık nanem. Görüldüğü üzere o saksıda da yalnızca bir adet nane sapı büyüyebilmiş :) Bakalım nasıl gidecek büyüme ve gelişmeleri.

Bu ara bir taraftan da gebelik şekeri konu başlığı ile uğraşmaktayım. Gebelik şekeri (gestasytonel diyabet) varıdı yoğudu, varıdı yoğudu, yunus idi hızır idi yunus idi huzur idi... şeklinde takip halindeyim. 

50 gr lık glikoz çözeltisi içip yapılan şeker taramasında sınırın bir iki değer üzerinde sonuç aldık. 100 grlık şeker yükleme testini yapmadan şimdilik takip edelim dedi doktorum. Ben de elimde şeker ölçüm aleti ile pıtır pıtır şekeri ölçmeye alıştım. Korktuğum kadar acıtan bir şey de değilmiş. Emin olamadığımız tek unsur bu aletlerin kalibrasyonlarının çok hassas olmaması ve bazen doğru sonuçlar vermediği ya da artı eksi 20 fark olabileceği. 😳 Bu durumda benim de sıkıntım şu ki tam bir rota oluşturamıyorum.  Değerlerim çok yüksek çıkmıyor ama sanırım biraz daha düşük olması gerekiyormuş. Kendi kadın doğum doktorum endokrin uzmanı ile görüşmemizi tavsiye etti, şimdilik onun randevusunu bekliyoruz. Diyetisyen desteği konusunda ise maalesef çok içime sinen bir yol alamıyoruz. Biraz benim," yani madem şeker çıktı neden makarna ve ekmek yiyeyim ki diyetimden çıkarayım" tavrım. Biraz onun, " ben ne yaptığımı biliyorum önemli olan porsiyon kontrolü, dolayısıyla makarna da ekmek yiyebilirsiniz lütfen listeye uyunuz 4 yk makarna ya da ... tahıl vb. yazıyorum." tavrı... Bazen ortak müşterekte buluşamıyoruz. 

Zaten ben dikkat ediyorum her ne kadar normalde şeker ve tatlı insanı olmasam da yasak olması psikolojisi ile canım bol meyve ve bazen sütlü tatlılar istiyorsa da bebiş için tehlike yaratmasın diye yemiyorum, yiyemiyorum.  Meyve porsiyonumu azalttım. Ekmek ve hamur işi zaten yanına uğramıyorum (sadece çavdar ekmeği kahvaltıda gibi). Bazen 2 top dondurma yemek, mısır patlatmak ya da patates, havuç gibi glisemik indeksi görece yüksek bazı kaçamaklarım olabiliyor sadece. 

Ancak hamilelikten önce ki rutinim ve sağlıklı beslenme düzenim bu dönemde baya farketti diyebilirim. Görece daha sağlıklı mı besleniyordum acaba diye düşünüyorum. Mümkün olduğu kadar erken akşam yemeği işini kesiyordum, tahıl veya meyve gibi şeyleri gün içinde almaya çalışıyordum ve tabii daha hareketliydim. Her gün omega-3 ya da propolis desteği almaya dikkat ediyordum. Ekmekle, paketli gıdayla pek işim olmazdı.  Tatlı, daha ziyade tuzlu krizlerim ise genelde regl dönemi sinyalleriydi. Ancak hamilelik ve pandemi ile kendi kararlarımın sadece beni bağlamadığı ve bebişi de etkilediği bir dönem olunca uzmanlara, doktoralara teslim olmak zorunda hissediyorsun. 

Çok karatay kafası gördüm kendimi :) Canan Karatay'ı sevsem ve takip etsem de maalesef pandemi dönemi açıklamarı ile beni biraz soğuttu kendinden. Halen Ayşegül Çoruhlu'nun verdiği bilgilerin takipçisiyim açıklamaları ve bilimsel dayanakları kafama yatıyorsa uygulamaya çalışıyorum. Özellikle günün ilk ışıklarında gökyüzüne bakma konusunu.

Peki nasıl oldu da her öğün ekmek arar hale geldim sorusunun cevabı da işte burda başlıyor. Diyetisyenim her öğünde 2 dilim ekmek kuralıyla yıkıverdi o duvarları. Bir de b12 düşük diye buna bağladı. Ama şimdi bane de az değilim b12 sadece ekmekte 🍞mi var canım yemiceeeem işte her ögün yemicem. Napıyım içim rahat etmiyor. Bol bol sebzeden alırım karbonhidratımı 🌱 :) 

yazıya bitki diye başladım yine sebzeden çıktım.

hayırlı huzurlu günler olsun

sevgiler



28 Haziran 2020 Pazar

Hamilenin seyir defteri 27. hafta

Dün bir yazı taslağı hazırlamış ve henüz yayınlamamışken önce bu yazıyı tarihe ve internete not düşmek istedim. Geçmiş yıllara dair, tanıklık ettiğim zamanların başka bir kalemden çıktılarına usul usul ağladığım, içten bir blog yazısını okumanın akabinde yazmak istedim ben de.

Blog yazmak aslında hem anlamlı hem de anlamsız geliyor bazen. Anlamlı çünkü bir yerde derli toplu, aradığında ulaşabildiğin ve yıllar geçse bile bir tık ile ulaşabildiğin bir iz bırakıyorsun.  Anlamsız çünkü bunu aslında kendine özel ve özgü yapabilecekken bazen can sıkıcı sonuçlara sebep olabilen ve tekinsiz sayılacak internet ortamında yapıyorsun. Her neyse işin sanal suçlar veya felsefesine daha fazla dalmadan söylemek istediklerimi söyleyeyim.

Hamileliğimin 27. haftasındayım zaman gerçekten su gibi akıp geçiyor. Çoğunlukla bu minnağın içimde olduğu benim bir parçam olduğu gerçeğini idrak edemediğim ya da belki de tam içselleştiremediğimi düşündüğüm duygularım oldu. Bu zamanı kaçırıyor muyum diye sordum kendime acaba hayatımın normal seyrine fazlaca kaptırıyor muyum dedim. Ona yeteri kadar manevi olarak destek vermiyor olabilir miyim diye sorguladım.  Bunun yanında bazen onunla konuştuğum hatta o anı yaşamak ve saklamak istediğim için ses kaydı yaptığım da, bazen uykum kaçtığında ona hitaben yazdıklarım da oldu. İçinde sana bağlı senden medet uman bir parça olması bazen kolay kavranamayacak kadar farklı ve gerçekten mucizevi. Mucizevi olması durumu hayırlısıyla doğduğunda daha içinde, yüreğinde hissedeceğin bir şey sanırım.
İnsan olmanın ya da kendi adıma konuşayım belki sadece ben olmanın dayanılmaz laneti anı kaçırmaktan korkup tam olarak o korku yüzünden anı kaçırmak. Geçip giden ve hakkını verdim mi diye sorduğum 'zaman' beni düşündüren. Anı kaçırmak endişesi. 😐İşin gerçekçi tarafından bakınca da  belki bir çok hamile de böyle hissetmiştir. '(Mindfullnes' çalışmalarına ne oldu peki diye de sorarlar tabii insana...)

Çok şükür bir çok olumlu tarafı olsa da hamileliğim büyük bir kısmını evde yalnız sayılabilecek şekilde geçirdim. Sosyalleşmeyi, arkadaşlarımın, yakınlarımın göbeğimi görüp şaşırmasını ya da kamuya aitmişcesine ellerini karnıma koymalarını geçtim normal günlük rutinde olduğu kadar bile iletişim halinde olamadım etrafımla. Dinlediğim bir kitapta (Pınar  Mermer- Yavaş Ebeveynlik) kendi hikayesini anlatan yazar hamilelerin yalnız olmaması gerektiğini ve bu süreçte gerçekten çevrelerinde destek aradıklarını söylüyordu. Gerçekten de eşler zaten olayı tam olarak kavrayamıyorlar hatta dediğim gibi ben bile tam kavrayabilmiş değilim. Dolayısıyla eşler de değişen hormonlara, algı halinizin yavaşlamasına, unutkanlığınıza ya da onlar için anlamsız olabilecek ve normalde gerçekten gülüp geçeceğiniz şeylere ağlamanıza tam olarak anlam veremiyorlar. Yine de eşim saolsun destek olmaya, anlamaya çalışıyor hakkını da yemeyeyim ama 'erkekler de biraz olsun yaşasaydı keşke şu dönemi en azından fiziksel olarak' demekten de geri kalamıyorum :). Şikayet etmiyorum aslında dediğim gibi bu zor salgın döneminde işe gidiyor olsaydım eminim kaygı düzeyim daha yüksek olacaktı hatta gittiğim zaman ne kadar yorulacağımı ve belki gerileceğimi tecrübe etme şansım da oldu kısacık da olsa çalıştığım zamanda.

Bu hafta artık uyku konusu ve yatış pozisyonu biraz daha zorlar oldu. Asıl farkettiğim değişiklik ise geceleri sıcak basmaları. Nasıl anlatsam bazen bu sadece sıcaklamak değil ruhen de bunalmak hiç bir yere sığamamak vücudunun ısınması ve nereye gideceğini bilememek gibi his haline dönüşüyor. Dışarda yağmur yağarken hava pek sıcak değilken bile cam açıp yüzümü de soğuk suyla yıkayıp soğuk su içmek istiyorum. Bu durum bir, en fazla iki saat sürüyor ama son zamanlarda havaların ısınmasıyla da biraz zorlayıcı oldu ne yalan söyleyim.  Miniğim akşamları ve sabah kalkınca bazen de gün içinde oturduğumda daha çok hareket ediyor galiba. Şu hafta oldu ben halen bazen; 'bu gaz sancısı mı yaa' diyorum :) Mümkün olduğunca su içmeye çalışıyorum, şekere dikkat etmek için abartmamaya çalışıyorum ama insana 4 yemek kaşığı baklagil bilmem kaç yemek kaşığı yoğurt yiyeceksin denilince  bu kavram ile beslenmek de zor geliyor ey ahali. Hele de kadınlara zayıf olmanın pompalandığı şu devirde, hamileliğin ve göbiş büyümesinin yemeye en müsait olduğu en meşru sayıldığı zamanlarda tadını çıkartamamak da ne bileyim işte :) Her şey yolunda ve sağlıklı olsun da gerisi de boş tabii. İnsanlar her gün karınlarına iğe yapıyorlar bebişlerine kavuşmak için. O yüzden çok bıdı bıdı etmemek de lazım. Allah isteyen herkese nasip etsin bizlere de sağlıkla kavuşmayı tabii.

Bebişimizin cinsiyeti belli, adı da belli gibi hatta adına dair de hikayeyi bir yazı ile paylaşırım inşallah. Şimdilik biz Allaha emanetiz :)

Seviyorum kendisini bolca, arz ederim.

27. haftadan bildirdim sağlıcakla kalınız.

Sevgiler :)


27 Haziran 2020 Cumartesi

Güneşli Cumartesi-Aylardan Sonra

Bugün hava ne güzel ve ben balkonda tatlı tatlı oturup blogla ilgilenmenin keyfini yaşıyorum. Karnım iyice büyümeye başladı, artık dışardan görenlerin şüpheye yer vermeyeceği kadar hamile gözüküyorum :) Dün neredeyse ilk kez ailem dışında biriyle sosyalleşerek dışarı çıktım. Maskelerimizi taktık ve açık havada benim gibi hamile olan arkadaşımla sohbet ettik. Hatta bir hovardalık yapıp kafeinsiz soğuk kahvelerimizi de elimize aldık.  Açık hava biraz yeşillik nasıl iyi geldi anlatamam. Akşam eşim bile dışarı çıkmak senin moralini ne kadar yükseltmiş çok daha enerjiksin dedi. Maşallah J Normalleşmek halen biraz korkutucu olmakla beraber tedbirli olmayı elden bırakmamak lazım. Sebze meyveyi sabunlama, durulama, kurutma ve kaldırma ritüelini biraz olsun gevşettim buna hem mecalim olmuyor hem de sabunlamak fikri de çok doğru gelmiyor artık. Yine mümkünse biraz dışarda bekletme ve sirkeli su işine geri dönüp kabuklu olanları soyarak bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Ambalajlı olan şeyler de ise yine biraz sabunlama işine giriyorum ne yalan söyleyeyim. 'Hypo clean' adı verilen bir cihaz aldık su ve tuz karışımını elektroliz ile ayırarak bir tür temiz içerikli dezenfektan yapıyor. Bu aleti de hijyen sağladığını düşündüğümüz şekilde damacanaya ya da bazı ambalaj ve sebzelere kullanıyoruz.

 

Geçen hafta yaklaşık üç ay aradan sonra ilk kez kafamı dışarı uzattım sayılır. Kardeşim İzmir’de yaşıyor ne kendisi ne de eşi iş yerine gitmiyor yani evden çalışıyorlar. Evleri insan kalabalığından uzak ve tek katlı bu nedenle benim için rahat ve korunma açısından uygun oldu. Bir kaç gün sahilde yürüyüş yaptım ve denize uzun uzun baktım. Mavi, derin, ferah ve huzurluydu. Karnımı severek denizi ve bana hissettirdiklerini anlattım.

 

Uzun zaman sonra eşimin oğlu ilk kez tekrar bize geldi. Pandemi döneminin başından beri görüşemiyorduk daha sonra da o burada değildi derken ancak dün görüşüp alma fırsatımız oldu. Beraber vakit geçirdik sohbet ettik. Bu döneme hazırlanmak için bize destek olan pedagog ile de görüştük ve onun tavsiyelerini de almayı ihmal etmedik. Özellikle bebek haberini vermek için destek alarak gitmenin en iyisi olduğuna karar vermiştik. İnşallah güzel, sağlıklı bir bağlanma yaşayabiliriz hep birlikte J

 

Bu ara özellikle kardeşimin yanındayken lor peyniri ve salatalık domates ile yapılan salatayı yer oldum diyebilirim. Kardeşim eşi çingene pilavı diyor adına bence de gayet keyifli bir öğün oluyor. Tadı yerinde bir lor peyniri ile tavsiye edilir. Birde sebze yemekleri yapmaya daha çok özen göstermem lazım ve ekmek ve şekerden uzak durmam. Şekerle çok aramız yok gerçi, çok düşkün değilimdir. Buna rağmen şeker değerim biraz sınırda çıktı bu da beni daha da dikkatli olmaya yönlendirdi.  Disiplinli olacağım diye saat tutarak yemek yemek ve diyetisyenin verdiği menüye uymak biraz sinir bozucu çünkü o liste çok manalı değil bence 4 yemek kaşığı makarna 8 yemek kaşığı kıymalı sebze yemeği...  Yani bu değerler ve kısıtlar beni azıcık geriyor ve bazı yemekler için hesaplaması da zor oluyor.  Bencileyin daha çok sebze daha az ekmek ve abartısız meyve ile düzenlenebilir ama bu dönemde kafana göre hareket etmek de zor açıkçası tek sorumlu  olduğun kendi vücudun olmadığı için. Bu yüzden en azından kendim kontrol edebileceğim şeyleri biraz daha düzenli hale getirmeye çalışacağım daha fazla hareket etmek gibi.

 

Normal de çok düşkünü olmasam da herhalde evde olmaktan ve kahve fikrinin keyfi çağrıştırmasından arada canım kahve içmek istiyor çok sık olmasa da bir fincan yapıyorum J Bazen de böyle minik bir panda ile  karşılaşıyorum o da kahveden çok daha fazla keyif veriyor bana, tıpkı kokusunun tadından daha güzel olduğunu düşünmem gibi.


 

Benden şimdilik bu kadar. Aslında aklımda başka bir yazı vardı ama demek ki onun biraz daha vakti var. Okumaya çalıştığım kitaplar da var bitince inşallah yazarım.

 

Ergenlikteki günlük yazılarının sonu günü hoşçakal blog 😌


Sevgiler

 

 

 

 

 

4 Haziran 2020 Perşembe

Korona Günlerinde Gebelik, Birazcık 'Kadın'a Dair ve Hayattan Yakalamaya Çalıştıklarım

Merhaba,

İşte yine burdayım yazmanın ruhuma hep şifa olduğunu biliyorum. Diğer blogumda okuyucu ve takipçi sayım çok daha fazlaydı ama o artık miadını doldurmuştu ve burdan devam etmek istedim. Hayatta bir şekilde insanlarla yollarımız yazı yoluyla kesişecekse zaten olacak. Yazmak önce kendim için, her şeyden önce bana aitti çünkü. Bu blog ise yeni, ferah ve mavi... Diğerinin adı masal kahramanı ile ilgiliydi bu da 'mavi' hayatımın seyrine göre isimlenmiş farkında olmadan aslında... Umarım bu mavi hayatımda çok ama çok ferah olur :)

Gebeliğimin artık 24. haftasına girdim yani son trimestera geçiyorum artık yavaş yavaş. Bir önceki yazıda yaptığım gibi bu dönemde yaşanılanları sınıflandırmalar yapan bir yazı daha yazmak istiyorum ama ona biraz daha var inşallah. Şimdilik gerçekten de 2. trimesterin keyifli bir dönem olduğunu söyleyebilirim. Cidden enerji düzeyi yüksek ve özellikle sonuna doğru bebeği hissetmeye başlayınca onun içerde seninle, senin canından bir parça olduğunu idrak etmek ve onun orda oluşundan keyif almak artıyor. Bu ara sırt ağrılarım ve bel ağrım biraz arttı bu da özellikle sabahları yataktan kalkarken hissettiriyor kendini ve su içme ve çiş molası için gece uykusu bölünmeleri de oldukça revaçta diyebilirim.  Beden ağırlaşıyor ağırlık merkezi değişiyor ve omurganız buna biraz tepki veriyor. Bu dönem özellikle çok su içmem gerekiyor doktorum da uyardı ve ihmal ettiğim bir şeyi biraz da altını çizerek hatırlattı.💪💧 Artık hayırlısıyla son döneme giriyorum biraz daha kendime ve bebeğe dikkat etmek, izlemek, bilgi yatırımı yapmak için çabalamak istiyorum. Bazen anı kaçırıyorum ve tadını çıkaramıyorum diye üzülüyorum da.  Bu dönemde en büyük destekçilerimden biri; sürekli beni kontrol eden nazımı çeken arkadaşım chi ve yine bana en iyi hissettiren şeylerden biri de en yakın arkadaşlarımdan birinin de hamile olması. Böylelikle duygularıma tercüman olan biri daha var. Elimden geldiğince bir şeyler yapıyorum ama zihin bazen geçmişte ya da fazlasıyla gelecekte takılıyor, onu tutup kolundan şu an'a getirmek gerekebiliyor.  
Canımıniçi ve kelimenin tam karşılığıyla canımın taa içi bebeğim inşallah sağlıkla büyüsün ve sağlıkla gelsin diye duam. 

Bir yandan da ben bu dönemi aşırı özelleştirmedim sanırım. Hem denk geldiği dönemde evlere kapanmak zorunda oluşumuzdan sosyal paylaşım ve sohbetler azaldığı için hem de yine pandemi döneminde sanırım aşırı kaygılanmamak bebeğe de yansıtmamak için. Elbette eşsiz ve biricik bir dönem olduğunun ve herkesin deneyiminin de kendine özel ve biricik olduğunun farkındayım ama anneliğin zaten doğası ve içgüdüsü oldukça kıymetli ve kutsal bunu ekstra pohpohlamak ve köpürtmek biraz abartılı geliyor bana ve maalesef herkesin de dürüst olduğunu, samimi olduğunu düşünmüyorum.  Hiç mi bunalan off diyen anne yok hiç mi arada düşmeyen, yorulmayan, bıkmayan insan yok? İnsanlar bu kutsanmışlık içinde 'kötü, yanlış, eksik' damgası yememek için mücadele ediyorlar ve saklanıyorlar gibi geliyor. Ama insanlık ve doğal olan neyse odur.
Hatta bunun kadınlar üzerinde baskı oluşturan ve bazen kadının kadına yaptığı bir nevi şiddet olduğunu düşünüyorum. Nasıl mı? Anne olanın anne olmayana yüklenmesi gibi. Sosyal medyada bir çok örneğini gördüm ne yazık ki!  Toplum baskısı da cabası! Sizin mahreminizi futursuzca eleştirebilen insanlar var. Bunu kendinde rahatlıkla hak görerek. 'Bebek istemiyor musun? Yaşın geçiyor, daha neyi bekliyorsun, adamı sevmesen de çocuk yap garantin olsun, tek çocuk olmaz kardeş yap' vb....(örnekler bitmez). Bu sorular ve el-alem ne der  hiç bitmiyor galiba çünkü hayatının her döneminde bir şekilde karışma haddini görebiliyorlar kendilerinde. İşin acısı da ne kadar iyi niyetli olunursa olsun bu sorularla birinin kalbindeki yaranın dağlanıp dağlanmadığını bilemezler. Çocuk yap çocuk yap diye ısrar ettiğiniz kadın belki her ay elindeki test çubuğuna bakarak ağlıyor çok istiyor ama size, 'olmuyor, deniyoruz' demek yerine daha erken ya da düşünmüyoruz diyor çünkü alanına giriyorsunuz çünkü müdahale ediyorsunuz çünkü psikolojik şiddete maruz bırakıyorsunuz...
Doğuranın doğurmayanı hor görmesi, bunu bir üstünlük sayıp kendini yüceltmesi doğru mu? 
Kaldı ki bunların aksine anne olmak istememek de bir tercihtir ve kimseye yargılanma hakkı vermez. 

Ben bazı farkındalıklar yaşayıp gayri ihtiyari bile olsa insanlara bu tarz anlamlara mahal verecek şeyler söylememeye çalışarak disipline ediyorum kendimi çünkü bazıları cidden laf olsun diye söylenen şeyler belki ama hiç de gerek yok.

Benim inancım, Allahın size bahsetmiş olduğu bu güzel emaneti korumanız ve kollamanız gerektiği bu sizi başkasından daha üstün, becerikli ya da kıymetli yapar mı? Bilmiyorum. Dediğim gibi Allah size bunu lütfetmiş ne güzel ama bu başka bir kadını kırmak için sihirli bir değnek vermez elinize. Kaldı ki annelik sadece kan bağı değil bazen de can bağıdır ve ben buna yürekten inanıyorum. Allah hamilelere sağlıkla bebeklerini kucaklamak ve büyütmek, bebek isteyenlere de bunu yaşamak nasip etsin diyor konuyu daha da uzatmıyorum. 

Hamilelere verilen idari izin kapsamında evdeyim ve bunun için şükür ve minnet doluyum.💓 Allah dışarda olan herkese kolaylık versin. Normalleşme sürecine girildi ancak insanlar bir anda her şey bitmiş psikolojisinde hareket ediyorlar bu ilerle daha büyük sorunlara yol açabilir o nedenle elim biraz yüreğimde. Tam ülkece alnımızın akıyla çıktık derken bir avm gezmek ya da dışarda yemek uğruna sevdiklerimizi ve kendimizi riske atmamak lazım. Ben de çok ama çok özledim biraz daha özgür olmayı hatta en basitinden markete gidebilmeyi ama sabırılı olmak lazım diye düşünüyorum.  

Evde olmak hem iyi hem de bazen verimsiz çünkü hayat biraz rutine biniyor. Yemek yap akşam yemeğini planla en büyük sorunsalım mesela :) Bu yüzden günün içine güzel pırıltılar eklemek istiyorum bunun üzerine biraz çalışmalıyım. TV ya da bilgisayar karşısında saatler akıp geçebiliyor. O okumak istenilen kitap bir türlü ele alınamıyor mesela. İnsan her gün de enerjik ve motive olamıyor tabi ki hele ki kanınızda ciddi miktarda hormon dolaşarak ve ruh halinizde hızlı dalgalanmalar yaratabiliyorken. Söz uçar yazı kalır demişler o zaman burdan kendime not her haftanı minicik de olsa anlamlı hale getirecek bir şey yap. 😇Mesela bir adım atıp bir tane online eğitim almayı planlıyorum. 

Sağlıcakla ve sevgilerle






14 Mayıs 2020 Perşembe

Korona Günlerinde Gebelik -3 Zaman geçerken iz bırakalım😇

Merhaba,


2020 nin 5. Ayının ortasına geldik sayılır zaman hızla ve fütursuzca akıyor. Evde olmaya alıştım ve hiç bir zaman da şikayet etmedim. Ev benim için huzur ve yuva. Muhakkak yapılacak bir şeyler oluyor zaten; çiçeklerimle ilgilenmek ,evi süpürmek, yemek yapmak, hatta arada TV izlemek bile girdi artık hayat rutinime. Her gün haldır haldır işe gidip çalışırken nasıl yetişiyormuşum acaba ya da daha da önemlisi Allah’ın izniyle bebiş geldikten sonra nasıl yetişeceğim.

Evde olmak ruhumla kendimle olmak gerçekten iyi geldi bana. Elbette zor zamanlarım oldu hem de oldukça fazla ama bunun karantina ya da evde tıkılı kalmakla doğrudan alakası olmadı hiç. Nedense önemli gün ve haftalarda hep bir ağlama nöbetleri tesadüf etti 23 Nisanda da anneler günüde de pek mutlu ve cıvıl cıvıl değildim ve yine ağlamamın sebebinin o günün anlam ve ehemmiyeti ile doğrudan ilgisi yoktu.

 

Son yazımdan bu yana sonunda yap bozu bitirebildim. Ilginçtir ki o yapbozu alalı belki bir yıldan fazla oldu ama ama hiç yapmayı düşünmemiştim.  Alırken ilerde yapar, bitirir, çocuk odasına  asarız diye geçmişti içimden ama aylarca elimi bile sürmedim, içimden gelmedi yapmak. Kısmet bu dönemeymiş. Böylelikle bebişe kendi ellerimle yaptığım ilk hediyem bu olacak inşallah. 

Bu ara online derslerimin de bir kısmını tamamladım biraz daha kitap da okuyabilirsem ballı kaymaklı olacak.

 

Hamileliği yarıladım hatta yarısından birazcık fazlasını geride bıraktım çok şükür.  En son detaylı ultrasona girdiğim doktor randevumdan sonra minik minik yazmak geldi içimden bu serüvene dair şimdiye kadar yaşadıklarımı.

 

İlk 3 Ay (ilk trimester): Bu dönem benim için; hamileliği idrak etmek, heyecanlanmak ve ilk ayı da farkında olmadan geçirmiş olduğum için o dönemde yanlış bir şey yapmış mıydım diye düşünmekle geçti aslında. 

Sık sık tuvalete gitme ihtiyacı hissediyordum ki bu da beni ilk günlerde acaba hamile miyim diye düşündüren bir işaretti aslında. Karnım baya şişti ancak tabi ki bunun bebekle hiç bir ilgisi yoktu daha sonra bunun da gayet normal olduğu şişkinliğin aslında ödem ve gazdan kaynaklandığını ve hamileliğin ilk döneminde çok sık yaşandığını okudum ve öğrendim. Doktorum da aynı şeyi teyit etti.  Bu dönem yemeği biraz da fazla kaçırmaktan korktuğum ve hamilelik süresi ve sonrasında bebeğime de kendime de risk yüklememek adına fazla kilo alımını kontrol etmek için diyetisyen desteği almaya başladım. Ki hayatım boyunca yapmadığım ve pek de inanmadığım bir şeydi. Ben bu konuda biraz Karatay diyeti biraz Dr. Ayşegül Çoruhlu izinden devam edenlerdim. Ki şunu ciddi ciddi düşünüyorum ki bence Ayşegül Çoruhlu’nun önerdiği beslenme düzeni beni ve vücudumu disipline etti ve hamile kalmama da yardımcı etkisi oldu. Ancak hamilelikte kafama göre takılmaktansa en azından kilo alım hızımı bir uzman gözüyle takip etmek iyi olur diye düşündüm.

Çok şükür öyle yemek yiyemeyecek derece de mide bulantısı ve kusma olmadı ancak kokulara karşı inanılmaz hassasiyetim vardı.  Evde tespit edemediğim bir koku eve girer girmez öğürmeme sebep oluyordu bu nedenle kısa bir süre pek mutfak kapısından içeri giremedim.  Kokunun sebebini tespit edemedik ama bir sürü yol denedik sonunda Allahtan benim hassasiyetim azaldı ve pandemi dönemiyle de naz niyaz kalmadı mecburen başımın çaresine bakmak için vücut bir şekilde yendi sanırım.

Regl ağrısına benzer kasık ağrılarım vardı ve bu özellikle ilk haftalar beni biraz korkutuyordu hatta bir kere yataktan kalkamayacak kadar şiddetli olup bir 10 dakika sürdü tam doktoru aramaya karar vermiştim ki geçti ve rahatladım ama korktum. Çünkü hep kritik dönem denilen bu aylarda sürekli diken üstünde oluyor insan. Yine bu ilk aylarda baş ağrılarım ve daha öncesinde de olan burun kanamalarım oldu ve bitti.  İkisi de şimdilik devam etmiyor çok şükür.

İlk dönemde iki tane hamilelik kitabı aldım. Bunlardan biri Dr. Banu Çiftçi’nin, ‘ Hamilelik ve Doğum’ kitabı diğeri ise sanırım yılların klasiği ‘Bebeğinizi Beklerken Sizi Neler Bekler’ kitabı. İkisi de gayet güzel kitaplar. Özellikle ikinci bahsettiğim kitap endişelerimi gidermek konusunda beni oldukça rahatlattı diyebilirim.  Zaten dediğim gibi bu dönemde pandeminin ortaya çıkması da tüm düzen ve planları değiştirdi. Hatta hamileliği ön planda yaşamamama neden oldu ilk zamanlar kaygıdan uyuyamadığım da oluyordu sanırım bu nedenle beyin ve hormonlar bir nevi savunma mekanizması da oluşturarak bir şekilde denge sağlamaya çalışıyorlar. O yüzden pandeminin çıkışıyla başka bir yola girmiş olduk ve bu da benim hamilelik macerama denk geldi J

 

İkinci 3 ay (İkinci trimester): aslında bu hesaplar ay üzerinden değil hafta üzerinden yapılıyor ancak benim için bahsi böyle daha kolay olacak. Çok şükür bu dönem içinde bulunduğum zamanlar.  Bu dönem için ‘hamileliğin balayı’ diyenler var. Çünkü bir çok semptom gerçekten de geride kalıyor. Benim içinse karnımın büyüdüğünü hissetmeye başladığım ve bel ve sırt ağrılarının ortaya çıktığı bir dönem oldu yine de çok şükür çok çok zorlamıyor. Bu haftalarda en büyük sıkıntım kıyafetler olmaya başladı zira artık karnımı sıkıştırıyorlar. Evde sürekli bol pijama ile bir şekilde idare ediyorum ancak ihtiyaçlarım oluyor değişine vücudum için.  Malum bu dönem alış veriş yapmak AVM ye gitmek kolay değil. Zaten bencileyin akıl karı da değil. Yani marketi doktoru eczaneyi elbette anlıyorum ama AVM ye gitmek bana halen oldukça manasız ve riskli geliyor. Aylardır evdeyiz ve bir şekilde kendimizi ve etrafımızdakileri korumaya çalışıyoruz bu çabanın hızlı bir şekilde yok olması ve boşa çıkması endişesini taşımıyor değilim L. Allaha emanetiz artık.  

Uyumak biraz sıkıntı olmaya başladı yatış şekli hem biraz zor hem de dönerken bazen canımı acıtıyor bu nedenle ablamdan daha önce hamileliğinde kullanmış olduğu hamilelik yastığını aldım. Aman Yarabbi o da ayrı bir heyhuleymiş J pek rahat edemedim ama bakalım belki birbirimize alışabiliriz henüz deneme aşamasındayız.  Bir de bu dönemde başlayan ve acı dolu olan başka bir husus bağırsak hareketlerinin azalması ki bu da aslında göründüğünden biraz daha zormuş. Bu konuda imdadıma kuru incir ve kayısı ve erik kompostası yetişti. Buzlukta geçen yıldan kalan kırmızı erikleri sadece su ile kaynattım ve posasını da her sabah yemeğe başladım. Bin şükür ki işe yaradı. Bu muhabbeti daha uzatmadan devam eden bu sürecin ve bu güzel dönemin bana hissettirdiklerini ilerleyen günlerde de inşallah yazarım J Çok şükür 

 

Şimdilik sevgiler ve selamlar.✨


17 Nisan 2020 Cuma

Korona Günlerinde Gebelik-2



Günler birbirini kovalarken ve artık birbirlerinden çok da farklı olmazken benim için önemli ve kıymetli bir değişiklik oldu ve doktor kontrolüne gittim. Normalde gittiğim ve devam etmek konusunda kararsız olduğum doktor, pandemi döneminde maalesef yaklaşık bir aydır hasta kabul etmedi ve bu konuda nasıl bir yol izleyeceğini biz hastalarına da açıklamadı. Bu dönem çok hassas ve herkes kendini korumaya çalışıyor ancak hem koşulların getirdiği zorluklar hem de içinizde taşıdığınız bir canlının varlığı ve hormonlar sizi biraz daha hassas yapıyor. Bende artık zamanı kontrol zamanı geldiği ve ne zaman doktoru görebileceğim belirsiz olduğu için daha önce gittiğim ve güvendiği bir başka doktor ile yola devam etme kararı aldım zaten hamileliğimi ilk öğrendiğimde de ona gitmiştim ve durumdan haberdardı. Sağ olsun ilgilendi tahlillerimi yaptık değerlerime baktı ve gerekli olan tüm takviye vitamin ve ihtiyaçlarımı da söyledi. Zaten normalde de düşük olan bazı değerlerim için takviyeler almam gerekecek. Şimdi bir tane folik asit almayı unutan ben, demir ilacı D vitamini ve diğer gerekli vitaminleri almak için daha düzenli olmaya çalışacağım.

Yavaş yavaş anne olma fikri ve içimdeki mucizeye alışmaya başlayacağım sanırım. İdrak etmek kolay değil hatta bazen halen inanamıyorum J Gerçekten öyle bir hissiyat var mı yoksa ben mi geriden geliyorum bilemiyorum, tabi ki hamilelik haberini aldığımdan beri çok mutlu heyecanlı ve dikkatliyim, ama ilk öğrendiğinde annelik hissiyatı gelir hemen bununla yaşamaya başlarsın derler ya ben onu yavaş yavaş hissediyorum. Bundan da aslında memnunum. Allah sağlıkla sürdürmek hayırlısıyla kucaklamak nasip etsin de.

Bol su içmem gerekiyor kaldı ki ben çok su içen biriyken evdeyken daha az içer oldum nedense ama artırmam gerekecek. Bu ara online devam ettiğim eğitimlerimi çok ama çok boşladım. Kaldı ki onlar için tam yeri tam zamanı ama evde temizlik yemek ve doğal olarak çabuk yorulmak benim için bahane olmaya başladı.  Yapboz yapmaya başladım daha doğrusu hayatımda daha önce sadece bir kere denemiş ve azıcık sıkılmış olsam da bitirmiştim ve gerçekten de başlangıç seviyesinde olmama rağmen pek fazla ilerleyemedim. Ama halen umutluyum J Örgü diye başladığım şey git gide kırlent dışı olma yolunda yavaş, sakin ama emin adımlarla ilerliyor. Çok fazla film izlemiyorum. Beni mutlu edecek ama boş olmayacak, biraz biyografi ya da belgesele kayan biraz vizyonumu da geliştirecek bana bir şeyler katacak şeyler izlemek istiyorum ama onlar içinde içimde yeterli itici gücü bulamıyorum. Bir tane kafa dağıtıcı kitap okuyum dedim Meavy Beach’in yıllar önce aldığım bir kitabı vardı. Onu yaklaşık bir haftada bitirdim ama sürükleyici olsa da pek bayılmadım.  Aklımda okunacak bir şeyler var ama önce şu derslere öncelik verebilirsem çok daha verimli olacak. Bir de derslere başlayabilirsem çok keyif alacağımı biliyorum ama öğrenciliğimde olduğu gibi mesele dersin başına oturabilmek J.

Çok verimli zaman planı yapabiliyor gibi bir de Coursera’dan Yale Üniversitesinden ücretsiz sunulan ‘The Science of Well Being’ dersine kayıt oldum. O iş baya baya havada kaldı. 😕Biraz daha plan program ve düzenle en azından bir ikisini rayına sokacağıma inanıyorum.

Bizden şimdilik bu kadar sevgiyle ve sağlıcakla...💞